"İbadetle yapılan tekliften hasıl olan meşakkat, hitab-ı İlahiyeden neşet eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İbadetle yapılan tekliften hasıl olan meşakkat, hitab-ı İlâhiyeden neşet eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez. Ve keza hitap suretiyle ibadeti teklif etmek, abd ile Hâlık arasında vasıta olmadığına işarettir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi, 21-22. Ayetin Tefsiri)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin İşaratü’l-İ’caz tefsirinde, Bakara Sûresi’nin "Ey insanlar! Rabbinize ibadet edin..." mealindeki 21. ayetini açıklarken sunduğu bu harika analiz, ibadetin iç yüzünü ve kul ile Yaratıcı arasındaki muazzam bağı iki muhteşem nükteyle gözler önüne seriyor. Cümleyi iki temel bölüme ayırarak derinlemesine anlayabiliriz:
1. Meşakkati Unutturan İlahi Hitabın Lezzeti
İbadetlerin içinde namaz için uykuyu bölmek, oruç için aç kalmak, zekât için maldan vermek gibi nefse zor gelen bazı zorluklar (meşakkat) vardır. Ancak Üstad, bu zorluğun nasıl kolaylaştığını psikolojik ve manevi bir hakikatle açıklar:
Sıradan bir insan bile çok sevdiği, saygı duyduğu veya hayran olduğu büyük bir şahsiyetten doğrudan bir emir, bir mektup veya hitap alsa, o emri yerine getirmek için koştururken hiçbir yorgunluk hissetmez; aksine gurur ve zevk duyar.
İşte bütün kâinatın Sultanı olan Allah’ın, insanı doğrudan muhatap alıp "Ey kulum, bunu yap!" diyerek hitap etmesi (hitab-ı İlâhiye), bir mümin için öyle büyük bir şeref, öyle tarif edilemez bir lezzettir ki, o ibadetin getirdiği bütün fiziki yorgunlukları eritir, yok eder. Kul, "Beni yaratan zat beni tanıyor, beni muhatap alıyor ve bana sesleniyor" bilinciyle ibadete koştuğu için o yük ona asla ağır gelmez.
2. Arada Hiçbir Vasıta / Aracı Olmaması
Cümlenin ikinci kısmı ise İslam'ın en benzersiz ve özgürleştirici yönünü vurgular: Aracısız kulluk.
Bazı batıl dinlerde veya tahrif edilmiş inançlarda kul, ilahına ulaşmak için din adamlarına, azizlere veya ruhban sınıfına muhtaçtır. İslam'da ise durum tamamen farklıdır. Allah, ibadeti insana doğrudan doğruya emir ve hitap ederek teklif eder.
Bu hitap tarzı gösterir ki; secdeye gittiğinde, duaya elini açtığında veya herhangi bir ibadeti ifa ederken kul ile Hâlık arasında hiçbir aracı, rütbe, kurum veya şahıs yoktur. Kul, doğrudan Sultan-ı Ezelî'nin huzurundadır. Bu doğrudan iletişim, insanın yeryüzündeki en şerefli varlık olduğunun ve hürriyetinin en büyük ilanıdır.
Özetle bu vecize ibadeti kuru bir emir komuta zinciri olmaktan çıkarıp, Allah ile kul arasında doğrudan yaşanan, meşakkati lezzete dönüştüren sevgi ve şeref dolu bir vuslat tablosu olarak resmediyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü