"İbâdının dualarına fiilen cevap verdiği gibi, kavlen dahi perdeler arkasında icabet etmesi, rahîmiyetin şe’nidir." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Allah'ın fiilen cevap vermesi yetmez mi; kavlen icabet ile Rahimiyet münasebetini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Rahmaniyet, rahîmiyet, hakîmiyet, âdiliyet gibi tabirler, Cenab-ı Hakk'ın hem isim, hem fiil, hem sıfat, hem şe'nlerine işaret ederler.”(Şualar, 4. Şua)

Üstad Hazretleri hayatın mahiyetini maddeler halinde sıralarken, bir madde olarak da insan hayatının “şuûn ve sıfât-ı İlâhiyenin bir mikyâsı” olduğunu beyan ediyor. Mesela, insanın merhamet sahibi olması onun şuunatındandır. O merhametin icabı olarak fakirlere yardım eder, açları doyurur. İşte Cenab-ı Hakk’ın milyonlarca tür hayvanın bütün fertlerini her gün rızıklandırması, bütün ihtiyaçlarını mükemmel olarak görmesi hakikatine insandaki bu merhamet duygusu bir mikyas olabilir. Onunla İlâhî ve sonsuz rahmete bir derece bakabilir.

Rahim isimdir; rahimiyet ise İlâhî şuunattan bir şe’ndir.

Mide açlık duygusu ile Allah’tan rızık ister, Allah da midenin bu fıtrî duasına karşılık yeryüzünü rızıklarla donatır. Allah’ın yeryüzünü rızıkla bezemesi fiilî bir cevap verme oluyor.

Susuzluktan kavrulmuş ve çatlamış toprak yağmur ister, Allah da toprağın bu talebine yağmur ile fiilen cevap verir. Misalleri çoğaltmak mümkün.

Lakin Allah’ın dualara fiilen cevap vermesi âdetullah çerçevesinde gerçekleşir. Yapılan her duaya aynı ile fiilî bir cevap vermesi gerekmiyor. Yapılan dua hikmetine uygun ve âdetullah çerçevesinde ise, yüzde yüze yakın cevap veriyor. Ama hikmete uygun olmayan ve âdetullah dışında yapılan dualara aynı ile fiilen cevap vermeyebilir.

Bir insan Allah’tan bir kız evladı ister, Allah da ona sevimli bir kız evladı verir. İşte Allah’ın bu duaya mukabil kuluna kız evladı vermesi fiilî bir cevap olmuş oluyor.

Mesela, birisi evlenmeden sürekli bir erkek evlat istese bu dua makbul olmaz, çünkü âdetullah açısından evlat sahibi olmak, evlenmeye bağlanmış. Evlenmeden Allah bu kulun duasına cevap vermez.

Ekmeden biçmek, ders çalışmadan imtihan kazanmak, evlenmeden çocuk sahibi olmak, mümkün değildir, âdetullah kanunlarına münafidir.

"Kavlen cevap verme" ekseriyetle ahirette ya cezadan kurtulma ya da cennette daha yüksek makamlar kazanma şeklinde olur. Allah kimsenin duasını cevapsız bırakmaz, mutlaka ona cevap verir. Ama bu cevap bazen dünyada fiilen bazen de ahirette kavlen verilir.

Allah’ın fiilî olarak mahlûkatına icabet etmesi, mahlûkatına olan muhabbet ve sevgisini gösterir. Hâlbuki kavlî icabet, muhabbetin en kâmil ve en güzel yoludur. Bu sebeple Allah, isim ve sıfatlarına ayna olan mahlûkatına muhabbet edip, değer verdiğini göstermek için onlarla konuşuyor, onlara tenezzül ediyor.

Sevgi ve şefkatin en müşahhas ve en zahir ciheti, konuşmak ve muhatap olmaktır. Allah’ın semavî kitaplar vasıtası ile insanlar ile konuşması, bu sevgi ve şefkatin en bariz bir vasıtasıdır.

Mesela, çok sevdiğimiz bir dostumuz bize izzet ve ikramda bulunsa, ama bizimle hiç konuşmasa, hasbihal etmese ve sırt çevirse, bu bizi rencide eder, o dostluk ve sevgi eksik kalır. Aynı şekilde Allah bize fillî olarak her türlü izzet ve ikramda bulunup bizimle konuşmasa, izzet ve ikram eksik kalır, sevgi ve şefkat tam yerini bulmaz.

İkinci bir husus, nasıl ilim, irade ve kudret gibi sıfatlar, kâinat sahnesinde kendi hüner ve güzelliklerini muhteşem bir şekilde sergileyip tecelli ediyorlar ise, aynı şekilde Allah’ın Kelam sıfatı da kendi mâna ve hükmünü gösterip ilan etmek isteyecektir. Bunun yolu da kavlen mahlûkatı ile konuşmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...