"İcma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada zikredilen ehl-i ihtisas, ehl-i müşahede, ehl-i zevk ve ehli keşif ile peygamberler, âlimler, asfiyalar ve evliyalar kastedilmiştir.

Peygamberler iman hakikatlerini bizzat görmüş ve haber vermişlerdir. Âlimler ve asfiyalar da peygamberlerin verdikleri bu haberleri kuvvetli deliller ile ispat etmişlerdir. Evliyalar ise iman hakikatlerinden bir kısmını görerek keşfetmişlerdir.

Üstadımızın tarzı hep şudur: Soru akla gelmeden cevabını verir ve böylelikle şüpheye fırsat vermez. Şöyle ki:

Mesela Üstadımız imanda ve ubudiyette menfaatin, fısk ve sefahatte ise zararın olduğunu beyan ettiğinde akla şöyle bir soru gelebilir: “Böyle olduğuna delil ne?”

İşte Üstadımız akla gelebilecek bu soruyu, “Buna delil, bu konudaki bütün ehl-i ihtisas ve müşahedenin şehadeti ve ehl-i zevk ve keşfin ihbarıdır.” ifadesiyle cevaplandırmış oluyor. Yani Üstadımız kendi sözüne bütün peygamberleri, âlimleri, evliya ve asfiyayı şahit yapmıştır.

Bu delilin izahı Yedinci Şua’da şöyle zikredilmiştir:

“Bir fennin veya bir sanatın medar-ı münakaşa olmuş bir meselesinde, o fennin ve o sanatın haricindeki adamlar ne kadar büyük ve âlim ve sanatkâr da olsalar sözleri onda geçmez, hükümleri hüccet olmaz; o fennin icma-ı ulemasına dâhil sayılmazlar. Mesela, büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa maddiyatta çok tevaggül eden (uğraşan) ve gittikçe maneviyattan tebaud eden (uzaklaşan) ve nura karşı gabileşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun münkirâne sözü, maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...