Üçüncü Söz
İçerikler
-
Üçüncü Söz'ün ana teması nedir?
-
Üçüncü Söz'ün başında yer alan âyette "Ey insanlar... Rabbinize ibadet ediniz." buyruluyor. İbadet iman edenlere teklif edilen bir vazife değil mi, neden insanlar muhatap alınmıştır?
-
"Şu temsil-i hikâyeciğe bak, dinle!.." Üçüncü Söz'deki temsili, şematik olarak gösterebilir misiniz?
-
Sağ yolda gidenlerin onda dokuzu kurtuluyor. Onda bir zarar ihtimali var. Sol yolun yolcusunda ise onda bir kurtulma ihtimali var. Bu ihtimalleri nasıl anlamalıyız?
-
"Mugaddi hülasalardan dolu dört okkalık bir çanta ve her adüvvü alt ve mağlup edecek iki kıyyelik bir mükemmel miri silahı" nedir?
-
"Hem herkese dilenci, hem her şeyden, her hadiseden titrer bir surette gider." Buradaki “dilenci”nin mahiyeti nedir ve ne şekilde dilencilik eder?
-
Üçüncü Söz'deki çanta ve silah ne demektir? Takvaya dikkat edenin, ubudiyetinde de emniyette olmasını nasıl anlayabiliriz?
-
"Bahtiyar nefer sağa gider. Bir batman ağırlığı omuzuna ve beline yükler. Fakat kalbi ve ruhu, binler batman minnetlerden ve korkulardan kurtulur." İzah eder misiniz?
-
Bedbaht neferin cisminin "bir batman ağırlıktan" kurtulup, kalbinin "Binler batman minnetler altında ve ruhu hadsiz korkular altında" ezilmesini izah eder misiniz?
-
"Sağ yolun yolcusu kimseden minnet almayarak huzur ve rahat-ı kalp ile gider." Uygulamada öyle görünmeyebiliyor, ne dersiniz?
-
Müslüman dünyevi işlere çalışmayacak mı; ömrünü hep ibadet ile mi geçirecek?
-
"Hâlık ve Rezzak Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz; hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur." Şehadet için böyle meal vermek doğru mu?
-
"İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir." cümlesini izah eder misiniz?
-
"İman emniyet-i tamme verir." ve "Evet, her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi membaı imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi membaı dalalettir." cümlelerini açar mısınız?
-
"Hakikî hasenât gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir." Kâfir olduğu halde cesur, mümin olduğu halde korkakları nasıl anlayabiliriz?
-
"Her hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir." Ateist ama cesur, imansız ama iyi ahlaklı insanları nasıl açıklayacağız?
-
"Her hakiki hasenat gibi cesaretin menbaı imandır." Hasenatın hakikisi ve hakiki olmayanı ne demektir, açıklar mısınız?
-
"Evet, tam münevverü-l kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek." İzah eder misiniz?
-
"Kalbsiz fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer... ‘Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?’ der, evhâma düşer." İzah eder misiniz?
-
Gökteki kuyruklu yıldızın dünyamıza çarpmasından dolayı korkmak normal değil midir? Canlı-cansız şeylerden zarar gelebilir endişesi olabiliyor bazen. Havfullah dışında korkumuz olmamalı mı?
-
"İnsan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde sermayesi hiç hükmündedir." Başka yerlerde insan "Eşref-i mahlukat, Halife-i ruy-i zemin" olarak tarif ediliyor. Nasıl anlayabiliriz?
-
"Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu hâlde, sermayesi hiç hükmünde bir şey... Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu hâlde, iktidarı hiç hükmünde bir şey..." ifadelerini izah eder misiniz?
-
"Sermaye ve iktidarının dairesi eli nereye yetişirse o kadardır." ile "Dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir." Cümlelerini izah eder misiniz?
-
"Ruh-u beşere ibadet, tevekkül, tevhid, teslim,.. Azîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder." İbadet ile tevekkül neden beraber işlenmiş olabilir?
-
Tevekkül için "Azim bir kâr, bir saadet, bir nimet" olduğu söyleniyor. Bu bazen yanlış yorumlanıyor ve tembelliği, ataleti ve sefaleti netice veriyormuş gibi gösteriliyor?
-
"Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola -velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa- tercih edilir." cümlesini değerlendirir misiniz?
-
"Ubudiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır." cümlesini, "kırk vefiyattan bir kişinin kurtulduğu" cümlesi ile nasıl bağdaştırabiliriz?
-
"İcma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır." kaidesi Müslümanlarda ve İslâm âleminde görülmüyor. Acaba Müslümanlar bu görevlerini eksik mi yapıyorlar?
-
“Ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah'a asker olmaktadır.” cümlesinde ne demek istenmiştir?