Block title
Block content

Üçüncü Söz

İçerikler

  1. "Hem herkese dilenci, hem herşeyden, her hadiseden titrer bir surette gider." Buradaki dilencinin mahiyeti nedir ve ne şekilde dilencilik eder?

  2. "Mugaddi hülasalardan dolu dört okkalık bir çanta ve her adüvvü alt ve mağlup edecek iki kıyyelik bir mükemmel miri silahı" nedir?

  3. "O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra, şu bahtiyar nefer sağa gider. Bir batman ağırlığı omuzuna ve beline yükler. Fakat kalbi ve ruhu, binler batman minnetlerden ve korkulardan kurtulur." Bu cümleleri açıklar mısınız?

  4. "Öteki bedbaht nefer ise askerliği bırakır, nizama tâbi olmak istemez, sola gider. Cismi bir batman ağırlıktan kurtulur; fakat kalbi binler batman minnetler altında ve ruhu hadsiz korkular altında ezilir..." açıklar mısınız?

  5. "Sağ yolun yolcusu kimseden minnet almayarak huzur ve rahat-ı kalp ile gider." deniliyor. Ancak uygulamada pek de öyle görünmeyebiliyor. Bunu nasıl izah edebilirsiniz? Aynı mesele sol yolun yolcusu için de geçerlidir...

  6. "Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür." cümlesini değerlendirir misiniz?

  7. "Şu temsil-i hikâyeciğe bak, dinle!.." Üçüncü Söz'deki temsili, şematik olarak gösterebilir misiniz?

  8. Müslüman Dünyevi İşlere Çalışmayacak mı; Ömrünü Hep İbadet ile mi Geçirecek?

  9. Sağ yolda gidenlerin onda dokuzu kurtuluyor. Onda bir zarar ihtimali var. Sol yolun yolcusunda ise onda bir kurtulma ihtimali var. Bu ihtimalleri nasıl anlamalıyız?

  10. Sağ yoldan gidenlerin onda dokuzunun yarar gördüğü yazıyor. Sağ yolu İslam olarak düşündüğümüzde, İslam yolunun sonu yüzde yüz ihtimalle felah değil midir?

  11. Üçüncü Söz'deki çanta ve silah ne demektir? Takvaya dikkat edenin, ubudiyetinde de emniyette olmasını nasıl anlayabiliriz?

  12. Üçüncü Söz'ün Ana Teması Nedir?

  13. Üçüncü Söz'ün başında yer alan ayette Cenab-ı Allah: “Ey insanlar Rabbinize ibadet ediniz.” buyuruyor. Halbuki, ibadet iman edenlere teklif edilen bir vazifedir. Burada niçin insanlar muhatap alınmıştır?

  14. Üçüncü Sözü incelediğimizde; kelime-i tevhid ile ilgili neler geçmektedir, orada nasıl izah edilmiştir?

  15. "Evet her hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir." Ateist ama cesur iyi ahlaklı insanları nasıl açıklayacağız? Onlarda iman var mı diyeceğiz?

  16. "Evet, her hakikî hasenât gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi cebânetin dahi menbaı dalâlettir." Kâfir olduğu halde cesur, mümin olduğu halde korkak olanlar var, nasıl anlayabiliriz?

  17. "Evet, tam münevverü-l kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek." ifadesini izah eder misiniz?

  18. "Her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı, imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir." sözünü nasıl anlamalıyız?

  19. "Her hakiki hasenat gibi cesaretin menbaı (kaynağı) imandır." Hasenatın hakikisi ve hakiki olmayanı ne demektir, açıklar mısınız?

  20. "Her hakiki hasenatın menbaı iman ve ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalâlettir." ifadesini izah eder misiniz?

  21. "İman emniyet-i tamme verir." ve "Evet her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi membaı; imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi membaı; dalalettir." cümlelerini açar mısınız?

  22. "İmanı ona bir emniyet-i tâmme verir." cümlesini izah eder misiniz?

  23. "Kalbsiz fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer,.. Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı? der, evhâma düşer..." her insan bundan korkup dehşete düşmez mi, belki kıyamettir diye hisse çıkarmaya hakkı yok mu?

  24. Askerlik nizamını seven, çanta ve silâhını muhafaza eden ve sağa giden nefer ise, kimseden minnet almayarak, kimseden havf etmeyerek, rahat-ı kalb ve vicdan ile gider. Bu cümleyi açıklar mısınız?

  25. Gökteki kuyruklu yıldızın dünyamıza çarpmasından dolayı korkmak normal değil midir? Canlı-cansız şeylerden zarar gelebilir endişesi olabiliyor bazen. Havfullah dışında korkumuz olmamalı mı?

  26. Kuyruklu yıldızın dünyamıza çarpma ihtimali üzerine; "Bir vakit böyle bir yıldızdan koca Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler." cümlesini yorumlar mısınız?

  27. “Eşhedü en lâ ilâhe illâllah.” Yani, “Hâlık ve Rezzak Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz; hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur." Bu ifade niçin bu şekilde kullanılmıştır? Direkt manaya bakınca, farklı gibi geliyor.

  28. "Adeta sermaye ve iktidarının dairesi eli nereye yetişirse o kadardır." ile "Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belaları ise, dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir." cümlelerini açıklar mısınız?

  29. "Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu hâlde, sermayesi hiç hükmünde bir şey... Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu hâlde, iktidarı hiç hükmünde bir şey..." ifadesini izah eder misiniz?

  30. "Hâlbuki meselemiz olan ubudiyet yolu zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır. Fısk ve sefahat yolu ise hatta fasıkın itirafıyla dahi menfaatsiz olduğu hâlde, ondan dokuz ihtimalle şekavet-i ebediye helâketi bulunduğu..." İzah eder misiniz?

  31. "İcma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır." cümlesini izah eder misiniz?

  32. "İnsan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde sermayesi hiç hükmündedir." cümlesini açar mısınız? Çünkü başka yerlerde Üstadımız insanı "eşref-i mahlukat, halife-i ruy-i zemin" olarak tarif ediyor. Arada, nasıl bir ilgi vardır?

  33. "Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa tercih edilir." cümlesini izah eder misiniz?

  34. "Malûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola-velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa-tercih edilir." cümlesini değerlendirir misiniz?

  35. "Ubudiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimalle bir saadet-i ebediye hazinesi vardır." cümlesini, "kırk vefiyattan bir kişinin kurtulduğu" cümlesi ile nasıl bağdaştırabiliriz?

  36. Ahiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah'a asker olmaktadır; cümlesinde ne demek istenmiştir?

  37. “Dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.” kaidesi Müslümanlarda ve İslâm âleminde görülmüyor. Acaba Müslümanlar bu görevlerini eksik mi yapıyorlar?

  38. “İbadet, tevekkül, tevhid, teslim ne kadar azim bir kâr bir saadet, bir nimet olduğunu bütün bütün kör olmayan görür, derk eder.” bu bazen yanlış yorumlanıyor ve tembelliği, ataleti ve sefaleti netice veriyormuş gibi gösteriliyor?

Yükleniyor...