"Nokta’nın ikinci kısmı, haşir ve melaike ve beka-yı ruha ait... Derc edilmedi." Arapçasında bulamadım, ikinci kısım nerede acaba?
Değerli Kardeşimiz;
"Nokta’nın ikinci kısmı, haşir ve melâike ve beka-yı ruha ait olduğundan, bu hakikatleri kerametli Yirmi Dokuzuncu Söz ve Onuncu Söz gayet parlak bir surette izah ettiğinden, onlara havale edilerek buraya derc edilmedi. Üçüncü kısım ise, on dört dersten ibaret Nurun İlk Kapısı namıyla ayrıca neşredildi." (Mesnevi-i Nuriye, Nokta)
Konu ile ilgili özetle şunlar söylenebilir:
1. Nokta Risalesinin Osmanlı baskısından başka bir yerde o kısımlar yok. Sonradan istinsahlarda hatta Arapça tercümelerde bile o kısım kesilmiş ve şu anda yazılan cümleler konulmuş. O nüsha Diyanet Kütüphanesinde ve Ahmet Hamdi Akseki damgalıdır. Büyük ihtimal Üstad'ımızın Ahmet Hamdi Efendi'ye gönderdiği kitaplardandır. İlk baskı 88 sayfadır. Neşredilen kısım ise 37. sayfada bitiyor ve Melaike bahsine başlıyor.
Burada Ahmed Hamdi Efendiye gönderilen nüshanın tamamının metnini görebilirsiniz.
Bu kitapta da olmayan kısımlarından bazı sayfaları numune olarak sunalım:
2. Üstad'ımızın Hulusi Ağabeye yazdığı bir mektubundaki şu cümleleri de mevzumuz ile alakalı olduğu için veriyoruz. O mektubun Hamisen'den sonrası Mektubat'taki Üçüncü Mektub'dur.
"Sâniyen: Sana 'Nokta' Risalesini gönderiyorum. Acibdir ki, Eski Said’in kuvvet-i ilmiyle, nazar-ı aklıyla anladığı ve gördüğü hakikatları, senin kardeşin şuhud-u kalbiyle, nur-u vicdanla gördüğüne tevafuk ediyor. Yalnız bazı cihetlerde noksan kalmıştır ki, Yirmi Dokuzuncu Söz’de tekmil edilmiş. Hususan âhirdeki remizli nükte ve o remizli nüktenin sırrı beyanında çok hakikatlar Nokta’da yoktur, Yirmi Dokuzuncu Söz’de vardır. Fakat birbirinden çok uzak bu iki Said’in aklı, kalbi, bu derece ittifakı acibdir."(Mektubun bu kısmı Envar Naşriyat'ın arşivinden alınmıştır ve gayr-i münteşirdir.)
3. Mesnevi-i Arabî’nin mukaddimesinde şöyle bir ifade geçiyor:
وألّف باللسان العربيِّ اللاسيماتِ واللمعاتِ والقطرةَ والحبابَ والْحَبة والزُّهرةَ والذرة والشَّمةَ والشُّعلةَ وباللسان التركيِّ النُّقطةَ واللمعاتِ على أدقِّ الوجوهوأرقِّها وأقصرها وأحسنها وأشبهها بالمثنوي الشريف
“Lâsiyyemat, Lemaat, Katre, Hubab, Habbe, Zühre, Zerre, Şemme ve Şu’le’yi Arapça lisanla, Nokta ve Lemaat’ı Türkçe lisanla; vecihlerin en dakikiyle, en incesiyle, en kısasıyla, en güzeliyle ve Mesnevi-yi Şerif’e en benzeriyle telif etti.”
Bu ifadeden anlıyoruz ki Nokta Risalesi Arapça değil, Türkçe telif edilmiş.
Soruda geçen "NOKTA" Risalesi'nin ikinci kısmı, Haşir, Melekler ve Ruhun Bekası konularını içermektedir. Ancak bu bölüm, daha detaylı bir şekilde "Yirmi Dokuzuncu Söz" ve "Onuncu Söz"de işlendiği için doğrudan Mesnevi-i Nuriye içerisine eklenmemiş ve ilgili bölümlere havale edilmiştir.
Sonuç: Bu Nokta risalesinin ikinci kısmı Haşir, Melaike ve Beka-i Ruh konularını izah eden bir bölüm olduğu için, Üstad'ımız doğrudan haşri en güzel anlatan Onuncu Söz ile Haşir, Melaike ve Ruhun bekasını anlatan Yirmi Dokuzuncu Söz'ün bu Nokta'da verilmek istenen manaların geniş izahı olduğunu ifade ediyor. Bu geniş izahları yapan o iki mühim risaleden dolayı buraya alınmayıp, oralardaki izahlar tercih edilmiştir. Dolayısıyla daha geniş izah edilen yere bir atıf yaparak, asıl yeri Mesnevi-i Nuriye'de olan bu bölüm, başka yerde daha geniş izah edildiği için buraya alınmayıp oraya havale edilmiştir. Nokta'nın kısa ve öz izahlarına karşılık, daha geniş ve daha izahlı olan Yirmi Dokuzuncu Söz'deki yer tercih edilerek böyle bir tasarruf yapılmıştır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü