"Kuvve-i maneviyeyi ehl-i imanın kalblerine verip, müminlere manen mukavemet ve cesaret veriyorlar." Toplumun hâli ortada, Nurlar ya da Nurcular yetersiz mi kalıyor?
Değerli Kardeşimiz;
Kanaatimizce, mesele "Risale-i Nur'un" veya "şakirtleri"nin mutlak bir yetersizliği değildir; mesele, hizmetin tesirinin önündeki engellerin büyüklüğünde ve hizmetin işleyiş biçiminin farklılığında yatmaktadır:
Hizmetin Hacmi ve Muhalifin Gücü:
İman hakikatleri (Nurlar), manevi birer gıda ve kuvvet kaynağıdır. Ancak, sefahate ve manevi çöküntüye sürükleyen akımlar (nefis, heva, medya vb.) günümüzde çok daha organize, çekici ve yaygın hale gelmiştir.
Bu, âdeta küçük bir şarj cihazının, çok büyük bir enerji tüketicisine karşı mücadelesi gibidir. Şarj cihazı (Nurlar) çalışsa da tüketimin hızı (sefahat) çok daha yüksek olabilir. Kuvvetli ve güçlü bir tek askere koca bir ordunun hücum etmesi gibi.
Toplumsal Tesirin Gecikmeli Olması (Tohumun Yeşermesi):
Nur şakirtleri, metinde geçtiği gibi, öncelikle bireysel kalplere kuvvet vermekte ve "gizli kutup" gibi manevi birer dayanak olmaktadırlar. Bu tesir, genellikle derinlemesine, içeriden ve sessizce gerçekleşir.
Toplumsal sefahete karşı koymak ise, bu bireysel manevi kuvvetin yavaş yavaş toplanıp kitlelere yayılmasıyla mümkündür. Toplumsal değişim, anlık bir tepki değil, uzun soluklu bir birikim ve tohum ekme sürecidir. Yani Risale-i Nur ve talebelerinin iman hizmetinin neticesi zamanla ve ağır bir şekilde neticeleniyor şer ve sefahat gibi anlık değildir.
Malum bir binayı yüz usta yüz günde ancak inşa ederken, bir haylaz serseri o binayı bir dinamitin fitilini ateşlemek ile bir dakikada yerle bir eder.
Yetersizlik Değil, Gecikme ve Zorluk:
Sebepler noktasında eğer Risale-i Nur hizmeti hiç olmasaydı, toplumdaki çöküşün çok daha hızlı ve yıkıcı olacağı düşünülür. Bu açıdan, Nurlar ve Nurcular, yıkımı yavaşlatan ve ayakta kalmak isteyenlere manevi bir sığınak sunan bir rol oynamaktadır.
Bu eserlerin tesiri kıyamete kadar sürecektir. Mevcut durum, hizmetin "yetersiz" olduğu anlamına gelmez; daha çok gayretin artırılması gerektiği ve muhalif akımların - tahrip olduğu için - gücünün olağanüstü olduğu anlamına gelir.
Özetle; Nur'un kuvveti tek başına tüm toplumun gidişatını anında değiştirmeye yetmeyebilir, ancak binlerce kalpte imanı kurtararak, sefahetin kasırgasında birer "nokta-i istinad" (dayanak noktası) olarak vazifesini yerine getirmektedir. Problem, hizmetin niteliğinde değil, sefahate çağıran etkenlerin tahribat noktasında çalışmasında, yoğunluğunda ve etkinliğindedir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- ELLİ YIL SONRA BEDİÜZZAMAN VE NUR HAREKETİ
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü