"İnsanda bazı letaif var ki, teklif altına giremez; o latîfe hâkim olduğu vakit, tekâlif-i şer´iyeye muhalefetiyle mes’ul tutulmaz..." Bu latîfeler hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri burada "teklif altına girmeyen latifenin mahiyeti" hakkında bir malumat vermiyor, sadece bir sıfatı ve hususiyetinden bahsediyor. Bu latifenin kalb ve aklın tasarrufunun haricinde bir latife olduğu anlaşılıyor. İnsan mahiyetinde hayat ile kaynayan binlerce hissiyat ve latifeler olduğu için, hepsinin mahiyet ve keyfiyetini beyan etmek çok zordur. Bu binlerce hissiyat ve latifelerden ancak temel bazı hissiyat ve latifeler tasnif edilmiştir. Bunlar da herkesçe bilinen zahir ve batın hissiyatlardır.

Üstad Hazretleri bu hissiyatlar hakkında şu izahatı yapıyor:

"Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Re'fet Bey,

"Mektubunda Letâif-i Aşereyi sual ediyorsun. Şimdi tarikatı ders vermek zamanında olmadığımdan, tarîk-i Nakşî muhakkiklerinin Letâif-i Aşereye dair eserleri var. Şimdilik vazifemiz ise istihrac-ı esrar olduğundan, mevcud mesâili nakil değildir. Gücenme, tafsilat veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki; Letâif-i Aşere; İmam-ı Rabbanî: kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ, insanda anâsır-ı erbaanın her bir unsurdan o unsura münasip bir lâtife-i insaniye tâbir ederek seyr-i sülûkta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvâlinden icmâlen bahsetmiştir."

"Ben kendimce görüyorum ki, insanın mâhiyet-i câmiasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letâif var, onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hattâ hükemâ ve ulemâ-yı zâhirî dahi, o Letâif-i Aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zâhirî, havass-ı hamse-i bâtına diye o Letâif-i Aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar. Hattâ avam ve havas beyninde taaruf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikın letâif-i aşeresiyle münasebettardır. Meselâ, vicdan, âsab, his, akıl, hevâ, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letâifi; kalp, ruh ve sırra ilâve edilse Letâif-i Aşereyi başka bir surette gösterir. Daha bu letâiften başka sâika, şâika ve hiss-i kablel'l-vuku gibi çok letâif var. Bu meseleye dair hakikat yazılsa, çok uzun olur, vaktim de kısa olduğundan kısa kesmeye mecbur oldum."(1)

Teklif altına girmemek mânası, şehvetten ziyade, insanlığın fıtraten günah işlemeye müsait olma halidir. Yani insan masum ve günahsız bir varlık değildir. Bunun umumiyetle böyle olması, hususî olarak da böyle olmasını gerektirmiyor. Nitekim hayatında büyük günahlara girmeyip nerede ise masumane hayat yaşayan milyonlarca âlim ve evliya mevcuttur.

Birisi kalkıp şunu iddia edemez: “Ben melekler gibi masum olabilir ve günahlardan mutlak mânada kurtulabilirim.” Bu iddia fıtrata aykırı olur. İnsan, fıtrat olarak günaha meyyal bir şekilde yaratılmıştır.

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...