"İp Üstünde Olan, Yerde Olanla Döğüşse Kaybeder... Gâvurlarla barışmak, zelillerin kârıdır..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İp Üstünde Olan, Yerde Olanla Döğüşse Kaybeder"
"Gâvurlarla barışmak zelillerin kârıdır. Hayattaki yaralar,
Belki de iyileşir, İzzet-i İslâmîde hem namus-u millîde yaraları derindir.
İp üstündeki canbaz yerde olan adamla
Eğer döğüş isterse yerde olan çekinmez. Zîrâ canbaz hayatı
Hem muhteşem, sanatı müvazinle bağlıdır. Bir kere o bozulsa
Seyreyle gümbürtüyü... yerdeki çıplak adam olsa olsa değişir kıyam ile kuûdu."(1)
Doğru ve istikamet üzerine giden adamın çekincesi ve saklayacağı bir hilesi bulunmuyor. Bu yüzden bütün dikkatini düşmanına verir ve onunla var gücü ile savaşır.
Ama hayatı yalan dolan üzerine kurulmuş bir adam, hem kendi canının derdini düşünmek zorunda hem de çevirdiği hile dolaplarının düzenli gitmesini düşünmek zorunda. Dolayısı ile dikkati iki şey üzerinde dağılmaktadır. Halbuki müstakim adamın dikkati tek şey üzerinde odaklanmaktadır.
Üstad Hazretleri bu inceliği "ip üzerindeki cambaz ile yerde duran adamın dövüşmesi" örneği ile akla yaklaştırıyor. "İp üzerindeki cambazın yerdeki adam karşısında pek şansı yoktur.", demek sureti ile istikamet ve doğruluğun her zaman yalan ve hile karşısında üstün ve kuvvetli olduğunu beyan ediyor.
İp üstünde dövüşenler, başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkeleridir. Onların hayatı cambaz gibi hassas dengelere dayalıdır. Bizler ise yerde dövüşüyoruz. Kaybetsek de fazla kaybımız olmaz. En fazla kuuda yani oturma durumuna geçmiş oluruz.
Demek isteniyor ki; zillet gösterip İngilizlerle veya cambaz gibi hassas dengeleri muhafaza etme mecburiyeti olan ülke veya sistemlerle barışmak gerekli değildir. Onların sistemi zaten yıkılmaya mahkûmdur.
(1) bk. Asar-ı Bediyye, Lemeât, s. 558.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Çıplak adam demesindeki kasıt ne olabilir peki?
Çıplak adamdan maksat giyinik olmamak değil düşüneceği bir denge olmayan demektir. Yani çıplak kelimesi yerdeki adamın ipin üstünde ki adama göre daha az düşüneceği şey var anlamına geliyor.
Biraz daha açar mısınız?
Burada Üstad Hazretleri genel olarak İslam'ın ve milletin onurunun korunması, zilletten kaçınılması ve bu uğurda mücadelenin önemine işaret ediyor.
"Gâvurlarla barışmak, zelillerin kârıdır...":
Onursuzca bir barışın, düşmanla boyun eğerek uzlaşmanın sadece alçakların (zelillerin) işidir.
"Hayattaki yaralar, belki de iyileşir, İzzet-i İslâmîde hem namus-u millîde yaraları Derindir.":
Kişisel ve maddi yaraların zamanla iyileşebileceğini, ancak İslam'ın onuru (izzet-i İslâmî) ve milli onur (namus-u millî) konularındaki yaraların çok daha derin ve ciddi olduğunu, bunların telafisinin zorluğunu ifade eder.
"İp üstündeki cambaz, yerde olan adamla döğüşse kaybeder" teşbihi:
İp üstündeki cambaz:
Hayatı ve sanatı (başta İngiltere ve o dönemin Batı güçleri olmak üzere) çok hassas dengelere, "muvazin"e bağlı olan, kaybetme ihtimali yüksek, kırılabilecek bir sistemi temsil eder. En küçük bir dengesizlik, büyük bir yıkıma (gümbürtüye) yol açar.
Yerdeki adam:
Kaybedecek pek bir şeyi olmayan, duruşunu (kıyamını) ve oturuşunu (kuûdunu) değiştirmekten başka bir zararı dokunmayacak olan, yani mücadelede kaybetse bile canbaz kadar büyük bir yıkıma uğramayacak olan tarafı (İslam milletini) temsil eder. "Çıplak adam"dan kasıt da, denge veya hile gibi saklayacağı hassas bir şeyi olmayan, rahatça dövüşebilen anlamındadır.
Sonuç:
Bu teşbihle, hassas dengelere bağlı olan (canbaz) düşmanla zillet içinde barışmak yerine, onurlu bir mücadeleyi (yerdeki adamın kavgası) tercih etmenin, kaybedilecek çok az şey varken kazanılacak çok şey olduğunu vurgulamaktadır. Düşmanın sistemi zayıf ve yıkılmaya mahkûmken, onursuz bir barışa mecburiyet olmadığı mesajını verir.