"İsraf sefahetin, sefahet sefaletin kapısıdır." İsrafla sefahatin ilişkisi nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İsraf; mal ve parayı lüzumsuz ve ölçüsüz harcamak, ihtiyacından fazla lüzumsuz yere sarf etmek.

Risale-i Nur'da israf, en lüzumlu aslî vazifeleri bırakıp en lüzumsuz veya zararlı şeylerle meşgul olarak maddi ve manevi değerlerini, ömrünü veya gençliğini boş yere harcamak şeklinde tarif ediliyor.

Sefahat; zevk ve eğlenceye ve yasak şeylere düşkünlük, akılsızlık edip lüzumsuz yere, sonunu düşünmeden, hazz-ı nefs için masraf yapmak manasına geliyor.

Bundan da anlaşıldığı gibi, israf ile sefahat, sebep ile netice gibidir. İsrafa alışan bir adamın zamanla nefsinin her arzusunu yapması ve sefahate düşmesi kaçınılmazdır. Çünkü sefahat, ekseriyetle mal ve paranın hesapsız ve kontrolsüz bir şekilde harcamasından meydana gelir.

Maddî imkânlar ve bu imkânların hesapsız ve kontrolsüz bir şekilde harcanması, nefsin en büyük silahlarından birisidir. Buna alışan birisinin ruhunda, diğer yanlışları işlemek açısından ciddi yollar açılır. Bu yüzden "İsraf sefahatin kapısı ve girizgâhıdır." denilmişti.

Gerek ferdî ve gerekse içtimaî birçok maddî sıkıntının en mühim sebeplerinden biri de israftır.

Hayatımızın her sahasında büyük bir israf söz konusu. Günde altı milyon ekmeğin israf edildiği söyleniyor. Toplumun genelinde şükürsüzlük, doyumsuzluk, başkasını taklit, hakkına razı olmama ve korkunç bir israf söz konusudur.

Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m) buyurduğu gibi; “Kanaat bitmez, tükenmez bir hazinedir.” Elindekine kanaat etmeyen kişi, dünyanın en zengini de olsa yine de fakirdir. Zira hırs, israf, şükürsüzlük ve hakkına razı olmama, insanın gözünü kör eder ve doyumsuz kılar.

İktisad ve kanaat; refah ve huzurun, israf ise sefaletin anasıdır. Ferdî ve içtimaî hayatın en büyük düşmanı sefahat ve israftır. Zamanını, servetini ve azalarını israf edenler sefalete düşer, maddî ve manevî saadeti kaybederler.

"Evet, hangi müsrif ile görüşsen şekvalar işiteceksin. Ne kadar zengin olsa da yine dili şekva edecektir. En fakir, fakat kanaatkâr bir adamla görüşsen, şükür işiteceksin."(1)

Çoğu kimseler kazancına göre harcama yapmamakta ve bunun neticesi olarak da büyük bir sıkıntıya düşmektedirler. Desinler belası, moda safsatası ve başkalarını taklit yüzünden âdeta tüketim çılgınlığı yaşanmaktadır. “Yiyin, için; fakat israf etmeyin.” (Araf, 7/31) ayeti israftan kaçınmamızı emretmektedir.

Ayrıca Üstad Hazretleri şöyle buyurur:

"Bedeviyette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç, fakir etmiştir. Sa’y-i helâl, masrafa etmemiştir kifayet."(2)

Dipnotlar:

1) bk. Lem’alar, On Dokuzuncu Lem’a, Haşiye.

2) bk. Sözler, Lemeat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...