"İşte bu sırdandır ki, Kur'ân-ı Hakîm, nihayetsiz parlak, yüksek hakikatleri câmi' olduğundan, şiirin hayalâtından müstağnîdir." Şiirin hayalâtı nasıl bir şey ki, Kur’ânın hakikatleri bundan müstağni oluyor? Hakikatleri güzelce, şiirle ifade edemez miyiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri “Muhakemat” adlı eserinin "Unsur-u Belağat" bölümünde üslupları şöyle sınıflandırır:

“Zira üslûbun esasları üçtür: Birincisi: Üslûb-u mücerrettir. İkincisi: Üslûb-u müzeyyendir. Üçüncüsü: Üslûb-u âlîdir."

"Eğer ilâhiyat ve usul bahis ve tasvirinde isen, şiddet ve kuvvet ve heybeti tazammun eden üslûb-u âlîden ayrılmamak gerektir."

"Eğer hitabiyat ve iknaiyatta isen, ziynet ve parlaklık ve tergib ve terhibi tazammun eden üslûb-u müzeyyeni, elinden gelirse elden bırakma.”(1)

Üslub-u müzeyyen ile yazılan eserlerde tasvirler ağırlık kazanır, okuyucuya bilgi vermenin yanında, hatta ondan daha öncelikli olarak, onun zevkine hitap edilir. Yani, bazı hisleri galeyana getirmek ve zevkleri tattırmak bu üslupta esastır. Şiirlerin kahir ekseriyetinde hâkim olan üslup, üslub-u müzeyyendir. Bu süsleme nesirle yazılmış yazılara göre şiirde çok daha ileri derecededir.

Şiirin ruh âlemimizdeki müspet tesirleri inkâr edilemez. Ruh dünyamıza çok faydalı olan bir şiiri okuduğumuzda o anda bir takım ulvî hisler ruhumuzu sarar. Bu da ruh için önemli bir faydadır.

Üslub-u âlide ise esas olan, hakikatleri hem akla hem de kalbe mal etmektir. Bu yapılırken hiç zînete girmeksizin, öyle bir üslup kullanılır ki, kalp de akılla birlikte hissesini alırlar. Her ikisi de tatmin olurlar.

Ayet-i Kerîme'de,

“Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yakışmaz da.” (Yasin, 36/69)

buyurulmakla, Kur’ân hakikatlerinin ulviyetinin hayalî tasvirlerle süslenmeye ihtiyaç duymadığı anlatılmaktadır. Yoksa başkalarının şiir yazmasına bir engel yoktur. Nitekim Allah Resulü (asm), İslâm’dan önce Gassani hükümdarının sarayına mensup olan büyük şair Hassan bin Sabit hakkında,

“Hassan’ın beyitleri düşmana ok darbesinden daha tesirlidir.”(2)

buyurmuşlar ve Mescid-i Nebevi'de ona mahsus bir minber yaptırmışlardı. Hassan bin Sabit oraya çıkıp ashab-ı kiram huzurunda İslâmiyet’i metheden şiirleri okurdu.

Bununla birlikte, âlimler ekseriyetle şiire iltifat etmemişler ve şiir yazmayı pek hoş karşılamamışlardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, İkinci Makale, On İkinci Mesele.
(2) bk. Şamil İ.A., III, 197, Hassan b. Sabit md.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...