"İşte, şu parlak, nuranî, güzel yüz, hayattar ve mânidar bir çekirdek hükmüne geçmiş ki, Hâlık-ı Zülcelâl, bir şecere-i tûbâ-i ubûdiyeti ondan halk etmiştir." Silsile-i nübüvvetin şecere-i tubasının; ubudiyetle izah edilmesinin hikmeti nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariat, 51/56)

âyet-i kerîmesinde geçen ibadet kelimesine Üstat Hazretleri gibi birçok zat da “marifet” mânası vermişlerdir.

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım.”(1)

hadîs-i kutsîsi de bu mânayı teyid etmektedir.

İnsan ubudiyet için yaratılmıştır. Bu dersin “Nübüvvetin veçhi olan birinci vecih” diye başlayan bölümünde ubudiyetin çeşitli yönleri nazara verilmiştir. Yani insan, bu vecihte anlatılan maksatlar için yaratılmıştır ve bu maksatlara göre hareket ettiği takdirde ondan bir şecere-i tuba çıkar.

Ubudiyet kulluk demektir. Nur’larda sıkça nazara verildiği gibi, kulun üç temel özelliği vardır: Acz, fakr ve kusur (naks). İnsan kendisindeki bu mahiyetten gaflet ederse, ibadet görevini de yerine getirmez olur. Ubudiyetin manası şu ifadelerde en veciz şekilde ortaya konulmuştur:

“... Aczini bilip kudret-i İlâhiyeye ilticâ, zaafını görüp kuvvet-i İlâhiyeye istinat, fakrını görüp rahmet-i İlâhiyeye itimad, ihtiyacını görüp gınâ-i İlâhiyeden istimdâd, kusurunu görüp afv-ı İlâhîye istiğfar, naksını görüp kemâl-i İlâhîye tesbihhan olmaktır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Acluni, Keşfü'l- Hafa, II/132.
(2) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...