Block title
Block content

Beşinci Hakikat

İçerikler

  1. "Kâinatın mecmuunda ve erkânında ve eczasında ve her mevcudunda bir intizam-ı ekmelin bulunması..." İntizam konusunu biraz açar mısınız? İntizamın vahidiyete nasıl delil olduğunu izah eder misiniz?

  2. "Bir bir bir, tâ bin bir birler kadar... Elbette bu bir birler bedahetle şehadet eder ki; bu misafirhanenin sâni'i ve sahibi birdir." Bu bir birler misafirhanenin sahibinin birliğine nasıl delil oluyor?

  3. "Sonra, o seyyah-ı âlem asırlarda gezerken, Müceddid-i Elf-i Sâni İmam-ı Rabbânî Ahmed-i Farûkînin medresesine rast geldi, girdi, onu dinledi..." Bu cümlede Üstad mecazi mi, yoksa mana aleminde gerçekten mi o medresede bulunmuştur?

  4. "Anlaşıldı ki, o adam, adam değil, Risale-i Nur'dur" sözü doğru mu, yoksa Üstad tevazu mu yapmaktadır?

  5. "Ben istiyorum ki, ben o olsam, belki o adamım." Burada bir görev isteme var. "Ben sevab kazanayım, bu güzel mes'eleyi ben söyliyeyim." Bunun da ihlasa zarar vereceği ifade ediliyor. İki ifadeyi birlikte nasıl anlayabiliriz?

  6. "Bir zerre kuvvet-i imaniyenin ziyadeleşmesi bir batman marifet ve kemâlâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvâkın balından daha tatlıdır." Buradaki “kuvve-i imaniye” ve “marifetin” farkı nedir?

  7. "Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemasından birisi gelecek, bütün hakaik-i imaniye ve İslâmiyeyi delâil-i akliye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek.' Ben istiyorum ki, ben o olsam, belki o adamım." bu ifadeler İmam Rabbani'nin hangi mektubunda geçiyor?

  8. "Ve madem bin seneden beri îman ve Kur’an aleyhinde teraküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şüpheleri yol bulup ehl-i imana hücum ediyor." Bin sene önce ne yaşandı da Avrupa feylesofları ehl-i imana hücuma başladılar?

  9. “Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemasından birisi gelecek, bütün hakaik-i imaniye ve İslâmiyeyi delâil-i akliye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek. Ben istiyorum ki, ben o olsam,.” dünyevi ve uhrevi makamlar istenmeyeceğine göre; nasıl anlayabiliriz?

  10. "Yani Fettâh isminin tecellîsiyle, basit bir maddeden ayrı ayrı, çeşit çeşit, hadsiz muntazam suretlerin, beraber, her tarafta, bir anda, bir fiil ile açılmasıdır." cümlesini izah eder misiniz?

  11. Risale-i Nur'da "fetih" ve "Fettah" nasıl işlenmiştir?

  12. "Üç karanlık içinde bütün validelerin erhamında insanların suretlerini ayrı ayrı, mizanlı, imtiyazlı, ziynetli ve intizamlı olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan, basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettâhiyet..." üç karanlık nedir?

  13. “Feth-i Suver Hakikati” ne demektir?

  14. "Öyle bir İslâmiyet bize bildirmiş ki, âlem-i gayb ve âlem-i şehadetin nihayetsiz hazinelerinden nur alır. Ve öyle bir iman hidâyet etmiş ki, dünya ve âhiret âlemlerinin hasra gelmez envârından ve hediyelerinden tenevvür edip müstefid eder." İzahı?..

  15. "Öyle de ehadiyetin cilvesiyle, her bir zîhayatta, hususan insanda, bütün nimetlerin nümunelerini o fertte toplayıp, o zîhayatın âlât ve cihazatına geçirip tanzim ederek, mecmu-u kâinatı parçalanmadan o tek ferde, bir cihette aynı hanesi gibi..." İzah?

  16. "Rahmân-ı Zülcemâlin geniş rahmeti dahi, ziya gibi umum eşyayı ihâtası o Rahmân’ın vâhidiyetini ... Kâinata baktıracak ve münasebettarlık verecek bir cemiyet-i hayatiye vermesi dahi o Rahmân’ın ehadiyet..." güneş örneği ile ehadiyet ve vahidiyetin izahı?

  17. “Rahmâniyet Hakikati”ni daha iyi anlamak için soruyorum; kavun misalini insana da uygulayabilir miyiz? İnsanoğlunun da çekirdeği (sperm ve yumurta) de insandan sağılıp temerküz ettiriliyor. İnsan da kainatın küçültülmüş bir modelidir...

  18. "Meselâ denizin dibindeki böceklere hiçten ve bütün yavrulara umulmadık yerlerden ve bütün hayvanlara her baharda âdeta sırf gaybdan infaklarını bilfiil tekeffül ederek bilmüşahede vermekle.." Hiçten, denizin dibindeki böceklere rızkın verilmesinin izahı?

  19. "Bedbaht odur ki, medar-ı şekavet ve hasâret ve elem olan israf ve hırs ile sa’y-i helâli bırakarak, her kapıya başvurup, tembelkârâne ve zâlimâne ve müştekiyâne hayatını geçirir, belki öldürür." İzah eder misiniz?

  20. Hakikî ve fıtrî rızık veriliyorsa "Sû-i itiyattan ve terk-i âdetten neş’et eden bir hastalıktan vefat ederler." hükmünün olmaması gerekmez mi?

  21. Rızkın hakiki olanı ayetle taahhüd altında olduğunu Risalelerden biliyoruz. Fakat halk arasında insanlar işsiz kalınca, Allah rızık verir diyorlar. İş ile rızkın alakası var mı? Çünkü zaruri rızık işim olsun olmasın bize gelmesi gerekmiyor mu?

Yükleniyor...