"Her mevcudunda bir intizam-ı ekmelin bulunması..." İntizam konusunu biraz açar mısınız? İntizamın vahidiyete nasıl delil olduğunu izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İntizam" her şeyin belli bir tertip, ölçü ve nizam üzere olmasıdır. Bir zerreden, kâinatın umumundaki hassas nizam ve intizam bunun delilidir. Bu intizamın en büyük ispatı ise, bugünkü fen ilimleridir. Her bir fen, bir intizamı inceliyor.

Mesela, kalbin iki kapakçığı arasında zıtlık olsa idi, kalp intizam ve ahenk içinde çalışamaz ve dururdu. Ama iki kapakçık arasında mükemmel bir münasebet, yani nizam ve ahenk olduğu için kalp saat gibi çalışıyor.

Güneş sistemi belli ölçü ve kanunlar dairesinde hareket ediyor. Şayet güneş, bu kanun ve nizamdan zerrece sapsa, kâinat ve içindeki her şey yerle bir olur. Bu mâna insanın bedeninde çalışan hücrede de, Herkül burcunda da aynıdır. Bunun tafsilatını fen kitapları beyan ediyor zaten.

Elma ağacından hâsıl olan elmanın vücut bulması, elma ağacının intizamındandır. Yani elma ağacındaki intizam olmasa ya da bir noktası eksik olsa, elma vücud bulmaz.

Dünya kendi etrafında ve güneşin çevresinde belli bir intizam, ölçü ve sür’atle dönüyor. Şayet bu intizam ve ölçü olmasa mevsimler, gece ve gündüz ve bunlardan temin edilen hiçbir menfaat ya da nimet elimize geçmez.

İnsan bedeninin sağ ve sol kısımları arasındaki muvazene bir ağaçta da görülür, Güneş Sistemi’nde de.

Bir ağacın dalları öyle muvazeneli olarak dağılmıştır ki, ağacın bir yöne eğilmesine yahut kırılmasına fırsat vermez. Güneş Sistemi’nde de gezegenler, sistemin dengesini bozmayacak, işleyişine zarar vermeyecek şekilde dağılmışlardır.

Bütün bunlar açıkça gösteriyor ki, Allah’ın “kabza-i tasarrufunda bir mizan ve nizam” vardır. Her şey, her şeyiyle bir tartıdan, bir nizamdan geçmiştir. Güneş’in yeri, büyüklüğü, şekli gibi gözümüzün de bütün hususiyetleri İlâhî ilimde tayin ve tesbit edilmiştir.

Allah bütün nimet ve ihsanlarını bu intizam ve ölçü eli ile bize ikram ediyor. İntizam ise bir Nazımı bize gösterir. İntizam ve nizamın olduğu yerde, tesadüf ve kör tabiatın işi olmaz ve olamaz. Bu da intizam sahibini kör gözlere kat’î olarak gösterir ve ispat eder.

Kâinatta her şeyin bir nizam içinde olması ve bir mîzanına göre yaratılması gösteriyor ki, bunları böylece tanzim eden biri var.

İntizam varsa, mutlaka bu intizamı te’sis eden bir Nazım da vardır demektir. İntizamın olmadığı yerde anarşi ve keşmekeşlik olur, nimet ve hikmet olmaz. Demek bütün nimet ve hikmetler intizam ile bağlıdır.

Bu sebepledir ki, Kur’an en çok kâinattaki o muazzam intizama ve ölçüye dikkat çekerek Allah’ın varlığını ve birliğini ispat ediyor. İnsanların nazarlarını ve dikkatlerini intizama ve intizamdan çıkan fayda ve hikmetlere çekiyor, ta ki, herkes Hakîm ve Nazım bir Zatın varlığını görsün ve bilsin.

Bir memleketteki nizam, imar, kanunlar, asayiş, hukuk ve sistem, memleketin bir hükümet tarafından idare edildiğini ve sahipsiz olmadığını gösterir. Aynı şekilde şu kâinat ve içindeki eşyadaki intizam, ahenk, kanunlar, unsurlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışma, mükemmel icraat ve fiiller de, her şeye hükmeden, ilmi sonsuz ve kudreti nihayetsiz olan Cenab-ı hakk’ın varlığını ve birliğini ilan ve ispat ediyor.

Üzüm nasıl çubuk eli ile bize ikram ediliyorsa, inayet ve nimetler de hikmet çubuğu ile bize ikram ve ihsan ediliyor. Hikmet intizamdan, nimet de hikmetten çıkıyor. Gözün içindeki intizam görme hikmetini netice verirken, görme hikmeti de sayısız inayetleri netice veriyor. Nizam, hikmet ve inayet zincirin halkaları gibi birbiri ile bağlıdırlar. Biri diğeri olmadan olmaz.

"Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi O halketmiştir..." (Mektubat)

Yani, en büyük mahlûklardan birisi olan güneş, sivrisinek gibi küçük bir mahlûkun gözüne göre tanzim edilmiştir. Öyleyse, her ikisini de yaratan Allah'tır. Güneş sistemi gibi büyük bir âlem, pirenin ve sivrisineğin gözüne göre tanzim edilmiştir. Öyle ise ikisinin de Hâlık’ı birdir.

Pirenin hayata mazhar olup vücut bulabilmesi, sadece güneş sisteminin değil, bütün kâinatın bir fabrika gibi işlemesi ve bir saat gibi tıkır tıkır çalışması lazımdır. Zira hayat, kâinat fabrikasının çarklarının dönmesi ile hâsıl olan bir neticedir, hulasadır ve en âlâ mamüldür. Gözle görülemeyecek kadar küçücük bir pirenin midesinin tanzim edilmesi için bütün âlemlerin tanzim edilmesi, nizam ve intizamla hareket etmesi lazımdır. Dolayısı ile o pirenin midesinin tanzimi ile güneş sistemindeki nizam arasında sıkı bir münasebet vardır. Mesela pirenin hayatının işlemesi ve devam edebilmesi için güneş sisteminin eksiksiz ve noksansız hareket edip işlemesi ile mümkündür. Güneş olmasa hayat olmaz, hayat olmazsa pire olmaz. Demek pirenin midesindeki intizam ile güneş sistemindeki intizam, hayatiyet derecesinde birbiri ile irtibatlıdır. Öyle ise pirenin midesini kim tanzim etmişse, aynı şekilde bütün kâinatı ve güneş sistemini de o tanzim etmiştir.

Tarla kimin ise, tarladan çıkan mahsulat da ona aittir, hükmünce kâinat ve güneş sistemi bir tarla, bütün canlılar da bu tarlanın mahsulü gibidir.

Diğer bir mâna ise, intizamların benzerlikleridir. Mesela, atomun içindeki çekirdeklerin dönme hızı ile yönleri ne ise, güneş sisteminin hızı ve yönü de aynıdır. Bu da Ustanın ve nizamı kuran Zatın aynı ve bir olduğuna işaret ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...