"Karıncayı emirsiz, arıyı ya’subsuz bırakmayan kudret-i ezeliye, elbette beşeri nebisiz bırakmaz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Karıncayı emirsiz, arıyı yâsupsuz bırakmayan kudret-i ezeliye, elbette beşeri nebîsiz bırakmaz. Âlem-i şehadetteki insanlara inşikak-ı kamer bir mucize-i Ahmediye (a.s.m.) olduğu gibi, Mirac dahi âlem-i melekûttaki melâike ve ruhaniyâta karşı bir mucize-i kübrâ-yı Ahmediyedir ki, nübüvvetinin velâyeti bu keramet-i bâhire ile ispat edilmiştir ve o parlak zât, berk ve kamer gibi melekûtta şûlefeşân olmuştur." (Hakikat Çekirdekleri)

Bütün karıncadan ve arıya kadar her hayvanın, âdeta bir lideri ve rehberi durumunda olan fertleri vardır. Her arı kovanının başında bir lider arı vardır. Hayvanları emirsiz ve rehbersiz bırakmayan Allah, kâinatın yaratılış gayesi olan insanı da rehbersiz bırakmaz ve bırakmamış. İnsanın niçin ve nasıl yaratıldığını, nereden gelip nereye gideceğini, Allah’ın emir ve yasaklarının ne olduğunu bildirecek bir rehbere ihtiyaç vardır ki, onlar da Allah’ın müstesna elçileri olan peygamberlerdir.

Bütün peygamberler vahye mazhardırlar. Feyiz ve kemalatları kendi kesbleriyle değildir. Bütün enbiyalar Allah’ın en mümtaz ve en ulvi fıtratta yarattığı numûne şahsiyetlerdir. Cenab-ı Hak, onları her türlü maddî ve manevî kemalatın, saadet ve selametin vesilesi kılmıştır. Allah’ın rızasını kazanmak ve ebedî saadete nail olmak onlara ittiba ile mümkündür.

Peygamberlik çalışmakla elde edilmez, o ilâhî bir mevhibe, Rabbanî bir ihsan ve hususi bir lütuftur. Allah, o mukaddes vazifeyi mü’min kullarından ehil gördüklerine ihsan eder ve peygamberliğe seçtiği kulunu bu vazifeye hazırlar. Peygamberlik vazifesini tevdi edinceye kadar onu her türlü kötülüklerden korur ve bu şerefli makama ehil bir halde yetiştirir.

Nübüvvet çok mühim ve ağır bir vazifedir. İnsanları irşad ve onlara ulvi hakikatleri tebliğ için peygamberlerin gelmesi vücub derecesinde zaruridir. Cenab-ı Hak, nihayetsiz şefkat ve merhametinden dolayı kullarına doğru yolu göstermeleri için peygamberler göndermiştir. Zira insanların ıslahı ve doğru yola tevcih edilmeleri, ancak “İsmet” sıfatıyla muttasıf olarak günahlardan arınmış peygamberlerin rehberliğinde olabilir. Eğer kitap ve peygamber gönderilmese idi, insanlar Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarını, nelerin helal nelerin haram olduğunu bilemez ve sırat-ı müstakimde gidemezlerdi.

Bir insan ne kadar zeki, kabiliyetli, temiz, ince anlayışlı, ilim ve irfanda ileri olursa olsun yine de bir peygambere ihtiyacı vardır, ondan müstağni olamaz. Herkes aynı derecede her hakikati anlayamaz, hayır ve şerri birbirinden ayıramaz. Birinin şer dediğine diğeri hayır diyebilir. İnsan, sadece aklını kullanarak varlıkları tanır ve vazifelerini bilir; fakat onların yaratılış gayelerini, tesbih ve ibadetlerini anlayamaz. Tevhid akidesi, hakikat-ı eşya, insanın ve kâinatın yaratılış gayesi gibi ulvi hakikatler, ancak onlar ile anlaşılır ve bilinir. Hem bu kâinatın ve insanın yaratılışındaki âli maksatlar ve ilahî hikmetler ancak yüksek dellal, doğru keşşaf, muhakkik üstad ve sadık muallim olan peygamberlerle bilinir ve anlaşılır.

Peygambersiz bir akıl, sırat-ı müstakimde yürüyemez, ufku her şeyi ihata edemez ve tam bir mürşid olamaz. Çünkü akıl da bir mahlûktur, idraki sınırlı ve mahduttur. Nitekim Aristo ve Eflatun gibi üstün zekâ sahibi olan dâhiler, Allah’a iman ettikleri halde, tekrar dirilmenin ruhen olacağına inanmışlar ve bedenin de dirilmesini akıllarına sığıştıramamışlardır.

İnsan, şu dünyada, şiddetli ve dehşetli dalgalara maruz kalan bir sefine gibidir. Onu o müthiş dalgaların tehlikesinden kurtarıp, sahil-i selamete çıkaracak kaptanlar ise peygamberlerdir.

“Bil ki: Nev'-i beşerde nübüvvet, beşerdeki hayır ve kemalâtın fezlekesi ve esasıdır. Din-i Hak, saadetin fihristesidir. İman, bir hüsn-ü münezzeh ve mücerreddir. Madem şu âlemde parlak bir hüsün, geniş ve yüksek bir feyiz, zahir bir hak, faik bir kemal görünüyor. Bilbedahe hak ve hakikat, nübüvvet içindedir ve Nebiler elindedir.” (Lem’alar)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...