Block title
Block content

"Küfrün adem-i affını iktiza eder." Küfrün Neden Affa Liyakatı Yoktur?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Küfrün neden affa liyâkatı kalmadığının izâhı, Onuncu Söz'ün hâşiyesinde yer almaktadır. Bu hâşiyeyi aşağıya olduğu gibi aldıktan sonra, bir âyet ve hâdis ışığında izâhı yaplacaktır.

"Evet, küfür mevcudâtın kıymetini ıskât ve mânâsızlıkla ittiham ettiğinden, bütün kâinata karşı bir tahkir ve mevcudât aynalarında Cilve-i Esmâ'yı inkâr olduğundan, bütün Esmâ-i İlâhi'yeye karşı bir tezyif ve mevcudâtın Vahdâniyete olan şehâdetlerini reddettiğinden, bütün mahlûkata karşı bir tekzib olduğundan, istidâd-ı insanîyi öyle ifsâd eder ki, salâh ve hayrı kabule liyâkati kalmaz. Hem, bir zülm-ü azîmdir ki, umum mahlûkatın ve bütün Esmâ-i İlâhi'yenin hukukuna bir tecavüzdür." (Onuncu Söz'ün Hâşiyesi)

Kalplerin mühürlenmesi , küfür ve isyâna müptelâ olan kalplerin, imanı kabul edemez hale gelmeleri demektir.

Allah Resulü (a.s.m) buyururlar ki:

“Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir.”

Şirk ise en büyük günah:

“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar.” (Nisâ, 4/48)

Bu hâdis-i şerif'ten ve ayet-i kerîmeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dâva eder ve bu hususta mü'minlerle mücâdeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Üstadın ifadesiyle, “Salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.”

İşte sözü edilen ayet-i kerime, Allah Resûlüne (a.s.m.) cephe alan, onunla mücâdele eden müşrikler hakkında nâzil olmuş ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “Kalp mühürlenmesi” şeklinde ifâde edilmiştir.

İşte kendilerine hidâyet kapısı kapananlar, bu noktaya varan bedbâht gruptur. Yoksa günah işleyen, yahut zulüm eden her kişi için hidâyet kapısının kapanması söz konusu değildir. Aksi halde, Asr-ı Sâadet'te, daha önce putlara tapan on binlerce insanın İslâm’a girmelerini nasıl izâh edeceğiz?!...

Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiç bir müşrikin Müslüman olamaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir. Ve onlar, bu çukura kendi irâdelerini yanlış kullanarak, şirki dâva ederek, küfürde ısrâr ederek düşmüşlerdir.

Nur Külliyatı'nda küfür iki kısımda incelenir: Âdem-i kabul ve kabul-ü âdem. Âdem-i kabul
için, “Bir lâkaytlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilane bir hükümsüzlüktür” denilir. Kabul-ü âdemde ise, küfrü dâva etmek ve bâtıl itikâdını ispata çalışmak söz konusudur. Bu ikinci gurup, küfür cephesinde yer alarak, iman ehliyle mücâdele ederler. İşte kalp mühürlenmesi, büyük çoğunlukla bu gurup için söz konusudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...