"Kur’ân, elbette her makamda, hattâ bazen bir sahifede çok maksatları takiben marifetullahtan ve tevhidin mertebelerinden ve iman hakikatlerinden ders..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an, bir şahsın elinde toplanmış öyle mu’cizevî bir kitaptır ki, bütün ilim ve hakikatlerin derlenip toparlandığı muazzam bir külliyet içindedir. Bütün bu ilim ve hakikatlerin bir şahısta derlenmesi başlı başına bir mu’cize ve Allah kelamı olduğuna kat’î bir delildir. Zira bir insan ne kadar zeki ve kabiliyetli de olsa, bütün ilim dallarını ve onların hakikatlerini elinde derleyip toparlayamaz. Kur’an derleyip toparlamış ise, bu insan kelamı olamayacağına kat’î bir alamet ve işarettir.

İslam’da kelam, fıkıh, siyer, hadis, tefsir, belağat, siyaset ve benzeri ilim dalları ve bu sahada yazılmış yüz binlerce kitap ve makalenin hepsi Kur’an-ı Kerim’den istifade edilerek yazılmıştır. Bu da gösteriyor ki, Kur’an, yüz binlerce kitabı içinde bulunduran ve bir şahsın (Peygamber Efendimizin) elinde inhisar etmiştir, yani derlenip toplanmıştır.

Kur’an-ı Kerim;

“…insana hem bir kitab-ı şeriat hem bir kitab-ı dua hem bir kitab-ı hikmet hem bir kitab-ı ubudiyet hem bir kitab-ı emir ve davet hem bir kitab-ı zikir hem bir kitab-ı fikir hem bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddestir.” (25. Söz)

Kur'an’ın her bir sûresi küçük bir Kur'an hükmünde olduğu için, sûrelerin her birinde Kur'an’ın umumî kanun ve kaideleri zikredilir. Meselâ, Kur’an, Hz. Yusuf’un (as) hayatından sadece bir hikâye olarak bahsetmiyor, mühim ve yüksek kaideleri de onun içerisine serpiştiriyor. Bu belağata zıt değil, bilakis o sûreleri küçük bir Kur'an suretine çeviren mühim hakikatlerdir. Bu da belağatın yüksek bir mevkide olduğuna işarettir.

Ahsen'ül kasas” yani kıssaların en güzeli olan bu sûre-i celiledeki kıssa öyle beliğ bir üslupla anlatılır ki, edipleri hayran bırakır. Bu sûrede din ve dünyaya ait mühim işler nazara verilmektedir. Cenab-ı Hakk’ın bir kimseye hayır ve lütuf takdir etmesi halinde bütün mahlûkatın o kimse aleyhinde olsalar bile, o hükmü değiştirmeye muktedir olamayacaklarının dersi verilmektedir.

Hem bu kıssada hasedin neticesinin hacalet ve mahcubiyet, sabrın neticesinin zafer, kahrın neticesinin sürur ve saadet, meşakkatin neticesinin rahatlık, hilenin neticesinin felaket, firkatin neticesinin de visal olduğu gibi nice acip ve garip sırlar beyan edilmektedir.

Kur'an tevhid ve haşir gibi mühim meseleleri bütün ayet ve sûrelerinde işarî ve remzî olarak zikrediyor. Zaten asıl maksat hikâye anlatmak değil, terbiye ve ders vermektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...