Kur'an-ı Kerim'in tarihsel değil evrensel olduğunu nasıl izah ve ispat edebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Kur’an-ı Kerim’in hitabının sadece indiği döneme (tarihsel) değil, tüm zamanlara ve mekanlara (evrensel) bakması, Risale-i Nur Külliyatı’nın temel eksenlerinden biridir. Bediüzzaman Said Nursi, bu meseleyi özellikle Kur’an’ın İ’cazı ve Kelam-ı Ezeli olması üzerinden temellendirir.
Kur’an’ın Kelam-ı Ezeli Olması
Kur’an, Allah’ın her şeyi kuşatan ilmiyle ve İsm-i Azam mertebesinden gelmiştir.
Eğer bir kelam, zamanı ve mekânı yaratan zatın kelamıysa, o kelamın bir zamana sıkışması imkânsızdır. Kur’an bütün asırlara aynı anda hitap eder. Bir asra bakarken diğer asırları ihmal etmez. Güneşin her bir damla suya aynı anda ışık vermesi gibi, Kur’an da her bir asra taze ve yeni bir yüzle bakar.
Şebabet Mucizesi
Kur’an’ın en büyük evrensellik delillerinden biri, zaman geçtikçe yaşlanmaması, aksine manalarının daha da gençleşmesidir. Üstad şu şekilde ifade ediyor:
"Zaman ihtiyarlandıkça Kur’ân gençleşiyor, rümuzu tavazzuh ediyor." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 79.)
Beşeri kanunlar ve fikirler 30-40 yıl içinde eskirken, Kur’an’ın hükümleri bilimsel gelişmelerle çelişmek bir yana, bilimin ulaştığı son noktaları asırlar öncesinden işaret eder. Bu durum, onun tarih üstü bir hitap olduğunun kanıtıdır.
İnsan Fıtratına Uygunluk
Risale-i Nur, Kur’an’ın insanın fıtratına hitap ettiğini vurgular.
İnsanın temel ihtiyaçları, korkuları (ölüm, yokluk) ve arzuları (ebediyet isteği) bin yıl önce neyse bugün de odur. Kur’an, tarihsel detaylardan ziyade bu köklü sorulara cevap verdiği için her zaman günceldir. Sosyal hayatın düzenlenmesine dair ayetler (miras, adalet, yardımlaşma gibi), insanın sosyal fıtratına en uygun çözümleri sunduğu için evrensel birer düsturdur.
Tabakat-ı Beşere Hitap
Kur’an’ın aynı ayet içinde hem bir bedeviye hem bir filozofa hem de bir bilim insanına kendi seviyelerine göre ders vermesi onun evrenselliğinin mührüdür.
Bir ayetin basit bir manası avama bakarken, aynı cümlenin derinlikleri bir alime veya gelecekteki bir teknolojik gelişmeye işaret edebilir. Bu çok yönlü hitap, Kur’an’ın her dönemin anlayışını kucakladığını gösterir.
Meyve Veren Ağaç Misali
Kur’an, kökü geçmişte, dalları ise gelecekte olan bir şecere-i tûba gibidir. Kur’an’ın hükümlerini sadece indiği döneme hapsetmek, koca bir çınarı sadece çekirdeğinden ibaret görmek gibidir. Oysa o çekirdek, içinde gelecekteki tüm dalları ve meyveleri (gelecek asırların ihtiyaçlarını) potansiyel olarak barındırır.
Özetle: Kur’an, sınırlı bir insan aklının değil, ezeli ve ebedi olan Allah’ın kelamı olduğu için; mesajı da hükmü de tesiri de zamanın ve tarihin sınırlarına mahkum edilemez.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Bütün zamanlarda, bütün insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını temin için nâzil olan Kur'an...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü