"Kuvve-i Vahime" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kuvve-i vahime: Vehim kuvveti demektir. Kalbin bir köşesinde bulunan, sürekli şeytan veya şeytan gibi şerlileri dinleyen bir alet-i vesvesedir. Şeytanın işlettirdiği bir cihazdır. Şeytan bir dil ise, vehim kuvveti bir kulak gibidir. Sürekli onu dinler ve ona yardımcı olur. Şeytan, bu vehim cihazını, insanları yoldan ve haktan saptırmak için sürekli işlettirir.

Hakikatte olmayan bir şeyi, varmış gibi gösterir ve insanı yanıltmaya çalışır. Vehimden gelen çirkin ve kötü düşüncelerin dinde bir hükmü ve zararı yoktur. Yani, kul, mesul değildir. Fiiliyata yansımadıktan sonra, kişiye hiçbir günah yazılmaz.

Buna Üstad, şu ifadeler ile işaret ediyor:

”Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi, tevehhüm-ü küfür dahi küfür değildir. Tasavvur-u dalâlet, dalâlet olmadığı gibi, tefekkür-ü dalâlet dahi dalâlet değildir. Çünkü hem tahayyül, hem tevehhüm, hem tasavvur, hem tefekkür, tasdik-i aklîden ve iz'ân-ı kalbîden ayrıdırlar, başkadırlar. Onlar bir derece serbesttirler. Cüz-ü ihtiyariyeyi pek dinlemiyorlar. Teklif-i dinî altına çok giremiyorlar. Tasdik ve iz'an öyle değiller. Bir mizana tâbidirler.”(1)

Vehim: Kelime olarak müphem ve mânasız korku, belirsiz fikir ve düşünce manalarına geliyor. Aynı zamanda cüz'i ve ince mânaların anlaşılmasına yarayan bir idrak kuvveti. Günümüzün tabiri ile asılsız ve mesnetsiz kuruntu demektir. Akıl ve iradenin terbiyesine girmeyen ve insanı sürekli taciz eden bir duygudur.

İnsan bu duygu sayesinde fikren ve manen teyakkuzda olur ve terakki eder. Bu duygunun esiri olmamak kaydı ile insana faydalıdır. Akıl ve kalp itminan bulsa da bu vehim kuvveti kolay kolay teslim-i silah etmez. Ancak ilimde ve imanda yüksek makam sahibi zatlar, bu duyguyu teslim-i silaha mecbur ediyorlar. Yani vehim de tıpkı farz-ı muhal gibi hakikati olmayan asılsız zihni bir düşünceden ibarettir.

Kuvve-i vahime (vehim duygusu) bazen yanlış anlaşılıyor. Vehim denilince aslı esası olmayan bir şeyi var zannetmek akla geliyor ve bunun müstakil bir kuvve olması anlaşılamıyor.

Nur Külliyatı’ndan Ene bahsi bu kuvve üzerine bina edilmiştir. İnsan kendi eli için benim elim derken bunu vehim kuvvetiyle söylemektedir. Zira aklen bilmektedir ki o el onun değildir, kendisine emanettir. Elin Sanii ve sahibi Allah’tır, insan onu bir ömür boyu emaneten kullanmaktadır.

“Kendinde bir rububiyet-i mevhume, bir malikiyet, bir kudret, bir ilim, tasavvur eder, bir had çizer. …” (Sözler)

“Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. Çünkü kendisinin eser-i san’atı değildir.” (Mesnevî-i Nuriye)

Keza, insanın hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışması da kuvve-i vahime iledir. Yoksa her insan aklen bilmektedir ki, hayat yolculuğunun sonu ölüme çıkar.

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...