Zîhayatta “meşhur havass-ı zâhire ve bâtına duygularından başka, gayr-ı meş'ur, sâika ve şâika hisleri” de bulunduğu haber veriliyor. Bu duyguları ve hisleri açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bilindiği gibi, havass-ı zâhire, beş duyu dediğimiz “görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma” hisleridir. Bunlara zâhir hisler denilmesi, dış dünya ile irtibat halinde olmalarından dolayıdır.

Havass-ı bâtına için yapılan bir sınıflandırma şöyledir: Akıl, hafıza, hayal, vehim, hiss-i müşterek.

Kuvve-i vahime (vehim duygusu) bazen yanlış anlaşılıyor. Vehim denilince aslı esası olmayan bir şeyi var zannetmek akla geliyor ve bunun müstakil bir kuvve olması anlaşılamıyor.

Nur Külliyatı’ndan Ene bahsi bu kuvve üzerine bina edilmiştir. İnsan kendi eli için “benim elim” derken bunu vehim kuvvetiyle söylemektedir. Zira aklen bilmektedir ki o el onun değildir, kendisine emanettir. Elin Sanii ve sahibi Allah’tır, insan onu bir ömür boyu emaneten kullanmaktadır.

“Kendinde bir rububiyet-i mevhume, bir malikiyet, bir kudret, bir ilim, tasavvur eder, bir had çizer. …” (Sözler)

“Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. Çünkü kendisinin eser-i san’atı değildir.” (Mesnevî-i Nuriye)

Kuvve-i Vahime batınî kuvve olduğuna göre, onun da çok hikmetleri ve faydaları vardır. İnsan, kuvve-i akliye ile bilir ki, dünya fanidir ve hayat yolculuğunun sonu ölüme çıkmaktadır. Ama kuvve-i vahime sayesinde bu dünyaya ölmeyecekmiş gibi çalışabilmektedir. Keza insanın, bütün organlarını, duygularını ve sıfatlarını kendi malı gibi görmesi, benim elim, benim gözüm, benim kuvvetim diyebilmesi de yine kuvve-i vahime iledir. Aklen bilmektedir ki bunların hepsi emanettir ve birer imtihan vesilesidir.

Hiss-i müşterek; “Beş duyunun, dış âlemden aldığı bilgileri kendinde toplayıp, batınî duygulara intikal ettiren his.” şeklinde tarif edilmiştir.

Bunların dışında şefkat, merhamet, endişe, korku, sevgi gibi sayılamayacak kadar çok his vardır. Aslında bütün zahirî duygular, bir yönleriyle batındır. “Göz bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.”(1) cümlesinde açıkça ders verildiği gibi, asıl gören, gözün kendisi değil, ruhtur. Keza, işiten de ruhtur. Bu yönüyle bakıldığında bütün zahirî duygular da ruha bağlıdır ve bu yönleriyle hepsi batındır. Ancak, beş duyu bu madde âlemiyle irtibatlı olduğu halde, meselâ akıl bu âlemle bir irtibat halinde değildir. Hafıza ve hayal de öyledir. Bundan dolayı böyle bir ayırım yapılmıştır.

Üstad Hazretleri bu derste saika (sevk edici) ve şaika (şevk ile iş gördüren) iki ayrı hissin de bulunduğunu haber veriyor ve bu hisler için gayr-ı meş'ur ifadesini kullanıyor. Yani bu hisler bizim şuur ve irademiz haricinde, bir nevi ilhamla iş görüyorlar.

(1) bk. Sözler, Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...