"Mesela, şu güzel, ziynetli odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam ayinesi bulunsa, o vakit beş oda olur..." Ayna misalini açar mısınız?
Değerli Kardeşimiz;
"Mesela, şu güzel, ziynetli odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam aynası bulunsa, o vakit beş oda olur; biri hakiki ve umumi, dördü misali ve hususi. Her birimiz kendi ayinemiz vasıtasıyla, hususi odamızın şeklini, hey’etini, rengini değiştirebiliriz. Kırmızı boya vursak, kırmızı; yeşil boya vursak, yeşil gösterir. Ve hakeza, ayinede tasarrufla çok vaziyetler verebiliriz. Çirkinleştirir, güzelleştirir. Çok şekillere koyabiliriz. Fakat haricî ve umumi odayı ise kolaylıkla tasarruf ve tağyir edemeyiz. Hususi oda ile umumi oda hakikatte birbirinin aynı iken, ahkâmda ayrıdırlar. Sen bir parmakla odanı harap edebilirsin; ötekinin bir taşını bile kımıldatamazsın." (Birinci Mektup, Dördüncü Sual)
Bir oda düşünelim, bu odanın dört duvarına dört büyük ayna yerleştirilmiş, böylece her aynaya bir oda yansıyacaktır. Birisi gerçek diğeri aynaya yansıyan beş oda olacaktır. Aynalardaki odaların yansımaları gerçek odaya göre özel ve misalidir. Ayna üzerindeki değişimler, ayna içinde yansıması olan odayı değiştirir. Mesela, aynayı kırmızıya boyasak aynanın içindeki misali oda da kırmızıya dönüşür, ama gerçek odaya hiçbir etkisi olmaz.
Çünkü gerçek oda ile aynanın içindeki yansımış misali oda, birbirinden çok farklıdır. Mesela, ayna içindeki misali odayı harap etmek için, aynaya küçük bir yumruk atıp kırman yeterlidir. Ama gerçek odayı yıkabilmek için bir yumruk yetmez, ağır iş makineleri getirmen gerekir.
Bu temsildeki gerçek oda içinde yaşadığımız dünya ve kâinatı temsil ederken, dört aynaya yansıyan misali ve hususi odalar ise her insanın kendine özel ve özgün olan dünyasını ve âlemini temsil ediyor. İnsan kendi özel dünyasını değiştirir, dönüştürür, karartır veya aydınlatır, hatta intihar ile yıkabilir. Ama gerçek dünya ve kâinata ne yaparsa yapsın, onu değiştirip dönüştüremez.
İnsanı yanıltan nokta, kendi özel dünyası ile gerçek dünyayı iltibas edip karıştırmasıdır. Gerçek dünya sağlam, uzun süreli ve devamlı olduğu için insan sırf ona benziyor diye kendi özel dünyasının da sağlam ve devamlı olduğu vehmine kapılıyor. Oysa insanın kafasına bir taş düşse dünyası yıkılırken harici ve gerçek dünya kıyamete kadar sağlam ve kararlı bir şekilde vazifesine devam edecektir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Dünyayı sevmeyelim mi? (Video: Dr. Ahmet ÇOLAK)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü