"Mu’cize, dava-yı nübüvvetin ispatı için, münkirleri ikna etmek içindir, icbar için değildir. Öyle ise, dava-yı nübüvveti işitenler için, ikna edecek..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mu’cize, dava-yı nübüvvetin ispatı için, münkirleri ikna etmek içindir, icbar için değildir. Öyle ise, dava-yı nübüvveti işitenler için, ikna edecek bir derecede mu’cize göstermek lazımdır. Sair taraflara göstermek veyahut icbar derecesinde bir bedâhetle izhar etmek, Hakîm-i Zülcelâlin hikmetine münâfi olduğu gibi, sırr-ı teklife dahi muhaliftir." (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Şakk-ı Kamer Mucizesine Dairdir)

Burada “Hakîm-i Zülcelâl’in hikmetine münafî” ve “sırr-ı teklife dahi muhalif” olduğu üzerinde duruluyor ve şu tahlil yapılıyor:

Allah'ın peygamberlerini (a.s.) tasdik etmek için mucize vermesi, hikmeten lazımdır. Çünkü insanlık boyunca gönderilen peygamberlerin hepsine, doğruluklarına delil olsun diye mucize verilmiştir. İşte bu bu mucizelerin şekli de hikmetli olmalıdır. Öyle bir derecede olmalı ki, muhatapların aklına kapı açıp hem peygamberin doğruluğuna vesile olsun hem de iradelerini ellerinden almasın. Yoksa insanların kabul edilmeye zorlanması imtihan hikmetine uygun değildir.

Ayrıca o hadise, o anda kendisini inkâr edenlere mahsusen gerçekleşmiş bir olaydır. Eğer ayın ikiye bölünmesi mucizesi de bir kaç gün devam etse veya bütün tarihlere geçseydi, ya aklı zorlayacak ve herkes tasdike mecbur kalacaktı. Bu ise “Akla kapı açmak, ihtiyarı elinden almamak sırr-ı teklif iktiza ediyor.” hakikatine zıt olurdu. Veya Peygamber Efendimizin (asm) mucizesiyle alakası olmayan bir gökyüzü hadisesi olarak kabul edilecekti. Her iki halde de hikmet tahakkuk etmemiş olacaktı.

Dersin başında buyurulduğu gibi, “Öyle ise dava-yı nübüvveti işitenler için, ikna edecek bir derecede mucize göstermek lazımdır.” Nitekim bu mucize de böylece icra edilmiştir.

- Bu konudaki videolarımıza bakmak için tıklayınız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.187
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Adem68474

Mu’cize, dava-yı nübüvvetin ispatı için ifade ediliyor,mucize başka bir maksat için gösterilecegine dair deliller var mıdır (müminlerin imanını ziyadelestirmek gibi)izah EDERMİSİNİZ 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Evet, mu’cizelerin sadece nübüvvet davasını ispat etmek (inkârcılara karşı) değil, başka hikmetleri de olduğuna dair hem Kur'an'da hem de İslam alimlerinin (özellikle Bediüzzaman Said Nursi gibi mütefekkirlerin) izahlarında net deliller vardır.

İşte mu’cizelerin diğer temel maksatları:

Müminlerin İmanını Takviye Etmek: Mu’cizeler, halihazırda inanmış olan sahabelerin ve müminlerin yakînlerini (kesin bilgiye dayalı imanlarını) artırmak, kalplerini itminana kavuşturmak ve maneviyatlarını yükseltmek için gösterilir. Kur'an'da Hz. İbrahim'in ölülerin nasıl diriltileceğini sorması üzerine Allah'ın ona gösterdiği delil için "Kalbim mutmain olsun diye" (Bakara, 260) buyurması buna en büyük delildir.

İlahi Rahmet ve İkram: Bazı mu’cizeler, zor durumda kalan müminlere bir nevi ilahi ziyafet ve yardım olarak tecelli eder. Örneğin; az bir yemeğin bereketiyle ordunun doyması veya parmaklardan su akması, hem bir ispat hem de bir ihsan-ı İlahi (Allah'ın ikramı) niteliğindedir.

Kainatın Yaratıcısını Tanıtmak: Mu’cizeler, tabiat kanunlarının birer alışkanlık (âdetullah) olduğunu, asıl failin Allah olduğunu hatırlatır. Bu yönüyle tefekkürü derinleştirir.

İlim ve Terakkiye Teşvik: Peygamberlerin mu’cizeleri (Hz. Süleyman’ın kuş dilini bilmesi, Hz. İsa’nın hastalıkları iyileştirmesi gibi), insanlığa ilmi ve teknolojik hedefler gösteren birer rehber ve ufuk niteliğindedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...