"Mumâtala-i hak perdesi altında hulfü’l-va’d benimle konuşuyor. Der: Aldanma! Onun için, sînemde ümitlerim yeis ile kavgaya başladılar; o mütezelzil hane olan sadrımı harap ediyorlar." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“...Yani, 'Mumâtala-i hak perdesi altında hulfü’l-va’d benimle konuşuyor. Der: Aldanma! Onun için, sînemde ümitlerim yeis ile kavgaya başladılar; o mütezelzil hane olan sadrımı harap ediyorlar.'"

"Göreceksin, nasıl şâir-i sâhir emel ve ye’si tecsim etmekle hayatlandırarak, nemmâm olan ihlâfın fitnesiyle bir muharebe ve muhasamayı temsil eyledi. Güya sinematoğraf gibi bu beyit senin aklına rüya görünüyor. Evet, bu sihr-i beyanî bir nevi tenvim eder.”(1)

Bu misâl ile Üstad şairin, iki zıt varlığın kavgasıyla nasıl bir heyecan uyandırdığını ve sanki özdeki olayı büyütüp büyütüp bize film gibi sunduğunu, böylelikle bir hararet ve hareket ortamında (öğrenmenin en birinci şartı olan) dikkatin daha fazla çekildiğini ve bilginin muhataba daha rahat aktarıldığını vurguluyor.

Sözün kuvvet ve etkisi, sözün ne kadar canlı ve betimlenmiş olduğuyla ilgilidir. Mesela, hatip ümidi anlatırken, ümit kavramını ne kadar canlı ve belirgin ifade edebilirse, söz o kadar etkili ve kuvvetli olur.

Şair-i sahir, yani şairin sözleri bir sihir gibi insanların gönüllerinde müthiş bir etki oluşturur. Örneğin; emel / ümit ve yeis / ümitsizlik iki zıt düşman halinde zihinlerde öyle bir canlandırılır ki, gönül bu canlandırmaya kayıtsız kalamaz, kendini müspet ya da menfi anlamda hırpalamaya başlar.

Öyle ki şair iyi niyetli ise gönüllerde ümidi yeşertir, kötü niyetli ise ümitsizliği diriltir. Şairin sihirli sözlerindeki ümitsizliğin o canlı ve etkili hâi insanları ümitsizlik uykusuna yatırır, tersi de olabilir.

(1) bk. Muhakemat, İkinci Makale (Unsuru'l-Belagat), İkinci Mesele.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (26. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...