"Mümteni'ül-Vücud" ne demektir?

Soru Detayı

- "Mümteni" varlığı imkansız anlamına gelirken, neden "vücud" kelimesi kullanılıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Muhalül vücut" veya "mümteniü'l-vücut" gibi tabirler bve mümkün varlıkların iyi anlaşılmasında, aynı zamanda zihni bir tasnif ve mananın iyi anlaşılmasında bir vasıtadırlar. Yoksa onlara bir varlık rengi verilmiyor. Tam aksine onların varlık sahasına çıkmasının imkânsızlığı vurgulanmış oluyor.

Varlık konusunda şöyle bir sınıflandırma yapılıyor: Vâcib, mümkin ve mümteni.

Allah, Vâcibü’l- Vücûddur. O’nun varlığı zatındandır, olmaması muhaldir.

Mahlûkat âlemi mümkinü’l-vücûddur. Varlıkları kendi zatlarından değildir. Allah’ın yaratmasıyla var olurlar, yok etmesiyle de varlık âleminden göç ederler. Yani, bunların olup olmamaları müsavidir, eşittir.

Allah’ın şeriki, mümteni-ül vücuddur, yani olması imkânsızdır. Keza, ne tek, ne de çift olmayan bir sayı bulunması da mümtenidir.

Cenab-ı Hak; "Misilsiz... ve Vâcibü'l-Vücud ve maddeden mücerred... ve mekândan münezzeh... ve tecezzisi ve inkısamı her cihetle muhal... vetegayyür ve tebeddülü mümteni... ve ihtiyaç ve aczi imkân haricinde bir Zât-ı Akdes"tir.

Mevcut, yani var olan şey ikidir. Biri "mümkinü'l-vücûd" ikincisi, varlığı zatından olan, başkası tarafından yaratılmayan demek olan "vâcibü'l-vücûd"dur. Yani varlığı zatındandır, ezelîdir, ebedîdir, olması vacip, olmaması muhaldir. Eğer mevcut, yalnız "mümkinü'l-vücûd" olsaydı ve vâcibü'l-vücûd bulunmasaydı, hiçbir şey var olmazdı. Çünkü yok iken var olmak, büyük bir hâdisedir. Her cisimde bir hareket olması için, bu cisme dışarıdan bir kuvvetin tesir etmesi, bu kuvvet kaynağının bu cisimden önce mevcut olması lâzımdır.

Bunun için mümkinü'l-vücûd olan mevcut, kendi kendine var olamaz ve varlıkta duramaz. Ona bir kuvvet tesir etmeseydi, hep yoklukta kalırdı ve varlık sahasına çıkmazdı. Kendi kendine var edemeyen, başka varlıkları elbette var edemez, yaratamaz. O hâlde, mümkinü'l-vücûdu yaratanın, vâcibü'l-vücûd olması lâzımdır. Bütün mümkinü'l-vücûdların tek yaratıcısı ise vâcibü'l-vücûd olan Allah’tır.

Bütün mahlûkat gibi bizim vücudumuz ise, “mümkin-ül vücuttur” yani, olup olmaması müsavidir. Bir zamanlar yoktuk, O’nun lütfüyle var olduk, yarın ise bu dünyadan ahiret âlemine göçeceğiz. Daire-i ilminden daire-i kudrete geldik. Daire-i kudretten yine daire-i ilmine geçeceğiz. Biz ezeli değiliz, ama Allah’ın Bâki ismine mazhariyetle ebediyiz. Bizim vücudumuz Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarının, cemal ve kemalinin bir aynasıdır. Bir nehrin yüzündeki kabarcıkların sürekli olarak değişmesi gibi, biz de her an değişmekteyiz. Bir zamanlar dedelerimiz ve babalarımız Allah u Teâlâ Hazretlerinin isimlerinin aynası idiler, şimdi ise onların bedeline o ayinedarlık vazifesini bizler yapıyoruz. Bu hal kıyamete kadar böyle devam edecektir.

İşte, bu geniş ve mükemmel mananın daha sağlam daha parlak kavranabilmesi için, muhal ve mümteni terimlerinin de bir şekilde işlenmesi ve ifade edilmesi icap ediyor. Bu yüzden, benzer tabirleri ilm-i kelam âlimleri de kullanmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
M
Okunma sayısı : 7.092
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...