"Müteharrik her bir şey, zerrattan seyyârâta kadar, kendilerinde olan sikke-i samediyet ile vahdeti gösterdikleri gibi, harekâtlarıyla dahi, gezdikleri bütün yerleri vahdet namına zaptederler." Devamıyla bu paragrafı açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, müteharrik her bir şey, zerrattan seyyârâta kadar, kendilerinde olan sikke-i samediyet ile vahdeti gösterdikleri gibi, harekâtlarıyla dahi, gezdikleri bütün yerleri vahdet namına zaptederler, kendi Mâlikinin mülküne ithal ederler."

"Hareket etmeyen masnuat ise, nebâtattan nücum-u sevâbite kadar, birer mühr-ü vahdaniyet hükmündedirler ki, bulunduğu mekânı, kendi Sâniinin mektubu olduğunu gösterirler. Demek her bir nebat, her bir meyve birer mühr-ü vahdaniyet, birer sikke-i vahdettirler ki, mekânlarını ve vatanlarını, vahdet namına, Sânilerinin mektubu olduğunu gösterirler."

"Elhasıl, her bir şey, hareketiyle bütün eşyayı vahdet namına zapteder. Demek bütün yıldızları elinde tutmayan, bir tek zerreye rab olamaz."(1)

Üstad Hazretleri bu cümlelerle mevcudatı, hareket eden ve etmeyen şeklinde iki sınıfa ayırıyor. Hareket eden mevcudat genel olarak, mahlukların mesken ve mekanları olan galaksi ve yıldızlardır. Hareket etmeyen mevcudat ise masnuatlardır. Yani bitkiler ve yıldızlar üstünde tecelli eden nakış ve sanatlardır ki, bunlar bulunduğu mekanı Allah namına ve hesabına zapt ediyorlar. Allah’ın birliğini o mekanda ilan vazifesini görüyorlar. Bitki mekandır, bitki üstündeki nakış ve sanat ise masnuattır. Bitki hareket eder, yani değişip dönüşür, ama sanat ve nakış sabittir. Yıldız mekandır ve hareket eder, ama üstündeki nakış sabittir değişmez.

Yıldızın hareketi mekan bakımındandır. Yani mekan olarak sürekli hareket edip dolaşır, gittiği yeri Allah namına zapt eder. Bitkinin hareketi ise boyut değiştirmek şeklindedir. Yani vazifesi bitince ölür, başka alemlerde levha olarak varlığını idame ettirir, kader levhalarında olduğu gibi.

Kainattaki her bir mahlukun iç içe geçmesi ve şiddetli bir şekilde girift bir intizama tabi olması kainatı adeta bölünmez ve parçalanmaz bir bütün hükmüne getiriyor. Hal böyle olunca, parça kiminse bütün de onundur. Tarla kiminse, tarladan kalkan mahsul de onundur. Tarla ile mahsul arasındaki tedahül, yani girift yapı sahibinin birliğini gösteriyor. Mahsul tarlayı sahibi adına zapt ediyor. Tarla da mahsulü sahibi adına zapt ediyor.

Zerre, girdiği her mekanı sahibi namına zapt ediyor. Yani zerre kiminse, zerrenin girdiği ve hareket ettiği mekan da onundur, diyerek sahibi olan Allah namına her şeyi tevhit ile zapt ediyor.

Özet olarak, "zerre kiminse, zerrenin hareket ettiği kainat da onundur."

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Birinci Mevkıf (Haşiye)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

serhat burak
Zapt etmekten kasıt nedir ve örneklerle açıklar mısınız?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Zapt etmek burada idare ve tedbiri elinde bulundurmak ve bu konu da ikinci bir ortağa ikinci bir müdebbire fırsat vermemek anlamındadır. Vali bulunduğu şehrin mülki amiridir ikinci bir amire meydan vermez ikinci bir valinin işine karışmasına müsaade etmez ki bu işe zapturap altına almak deniliyor. Allah kainatın tek yaratanı tek İlahıdır ikinci bir İlaha meydan vermez demektir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erhangul01

Üstad hazretleri burada neden ''sikke-i samediyet'' kullanmış?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Samediyet her şeyin Allah’a muhtaç olduğu halde Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmamasını ifade eden bir terimdir. Her şeyin Allah’a muhtaç olması bir mühür bir imza bir sikke olmaktadır.

Mesela bir çiçeğin serpilip büyüyebilmesi için güneş, hava, toprak, su gibi dev unsurların çiçeğe düzenli ve tertipli bir şekilde hizmet etmesi gerekiyor yoksa çiçek serpilip büyüyemez. Çiçeğin bu büyük ihtiyaçlarını karşılamak iki şekilde olur.

Birincisi güneş, hava, su ve toprak gibi cansız, şuursuz ve akılsız unsurlar kafa kafaya verip istişare ederek çiçeğin yardımına koşacaklar ki hiçbir ahmak buna ihtimal vermez. Ya da bütün kainatın tek sahibi olan Allah çiçeğin o ihtiyaçlarına bu unsurları düzenli ve tertipli bir şekilde sevk edecek.

İşte çiçeğin bu muhtaçlık durumu ve unsurların bu muhtaçlığa koşturulması işlemi bir sikke-i samediyet oluyor. Bu örneği her mahluk için ayrı ayrı düşünebiliriz.

Allah her şeyi bir şeyin ihtiyacına sevk ettirdiği gibi bir şeyi de her şeye muhtaç bir şekilde yaratmış ki her durumda Allah’a olan ihtiyaç ve muhtaçlık anlaşılabilsin.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erhangul01

Allah cc. razı olsun

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...