Eski Said döneminde yazılan imanî eserler külliyata dahil edildiğine göre, Eski-Yeni Said ayrımının manası kalıyor mu?
Değerli Kardeşimiz;
Mesnevi-i Nuriye ve İşarat’ül İ’caz Risale-i Nurların tohumu ve fidanlığı hükmündedir. Risale-i Nurları oluşturan Sözler, Mektubat, Lem’alar ve Şualar ise bu iki eserin izahı konumundalar. Bir cihetle aralarında fidan-ağaç alakası mevcut.
Nasıl incir tohumunda incir ağacı mündemiç ise, Risale-i Nurlar da Mesnevi-i Nuriye ve İşarat’ül İ’caz gibi özlü ve beliğ olan eserlerde mündemiçtir. Risale-i Nurlar bu iki eserdeki öz ve beliğ ifadeleri temsil ve teşbih metodu ile akla yaklaştırıyor. Geniş izahlar takdim ederek o ince ve latif bahisleri herkesin istifadesine sunuyor.
Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret buyuruyor:
"Demek o fidanlık Mesnevî, turuk-u hafiye gibi enfüsî ve dahilî cihetinde çalışmış, kalb ve ruh içinde yol açmaya muvaffak olmuş. Bahçesi olan Risale-i Nur, hem enfüsî, hem ekseri cihetinde turuk-u cehriye gibi âfâkî ve haricî daireye bakıp marifetullaha geniş ve her yerde yol açmış. Âdeta Mûsâ Aleyhisselâmın asâsı gibi nereye vurmuş ise su çıkarmış..." (Mesnevî-i Nuriye, Mukaddime)
Üstad İşaratü'l-İ'caz için ise şu ifadeyi kullanıyor:
"Risale-i Nur’un fatihası olan İşârâtü’l-İ’câz tefsiri..." (Şualar, Birinci Şua)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü