"Namaz, Hâlık-ı Zülcelal tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevi huzuruna yapılan bir davettir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Namaz, Hâlık-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevi huzuruna yapılan bir davettir. Bu davetin şe’nindendir ki, her kalp, kemal-i şevk ve iştiyakla icabet etsin ve mi’racvâri olan o yüksek münâcâta mazhar olsun."(1)

Namaz günde beş kez Allah’ın kullarını kendi huzuruna ulvî bir davetidir. Farz olan bu beş vakit namazı terk etmek, Allah’ın davetini geri çevirmek manasına gelir ki, bu çok büyük bir cürüm ve edepsizliktir. Cezası da çok ağır olur.

Namaz Yüce Allah ile ulvî bir sohbettir. Bu kudsî davete icabet etmeyenler hem bütün kâinatın yaratıcısı olan Yüce Mevlâ ile sohbetten, hem de namazda mü’minlerin birbirine yapmış oldukları dualardan mahrum kalırlar.

Merhametli, izzetli, şerefli ve azametli bir sultan bir raiyetini huzuruna davet eylese, o raiyetin o mukaddes davete kasten icabet etmemesi çok büyük bir cürüm ve vebaldir.

Tabiri caiz ise beş vakit namaz, Allah’ın insanları -merhametiyle- huzuruna emri ile çağırmasıdır. Kim bu davete kasten icabet etmezse, hem Allah’ın emrini çiğnemiş hem de ubudiyet vazifesini temelinden sarsmış olur.

"Namaz kılmayanın dini sağlam değildir. Dinde namazın yeri, vücutta başın yeri gibidir."(2)

Bu ilahî davetin en mühim ve en kıymetli ciheti her kalp, kemal-i şevk ve iştiyakla icabet etsin ve mi’racvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun. Yani namaz tıpkı mi’raç gibi insanın Allah ile doğrudan irtibata geçip huzuruna durması demektir. Evet, namaz mü’minin mi’racıdır ve yükselmesinin vesilesidir. Bu sebeble aşk, şevk ve ciddiyetle namaza teveccüh etmek, her mü’minin asıl vazifesi olmalıdır.

Bir sultan bir vatandaşını huzuruna davet etse, o vatandaş sevincinden neşesinden dört köşe olur. Bütün dert ve şikâyetlerini doğrudan ifade etme fırsatı elde etmiş olur. Aynı şekilde beş vakit namaz da insanın Allah’ın huzuruna çıkmasını, isteklerini doğrudan ifade etmesini temsil ediyor. Diğer zamanlarda yapılan dualar da çok mühimdir, ama namaz içinde yapılan duaların derecesine ve makamına çıkamaz. Bu yüzden, beş vakit namaz insan için çok büyük bir fırsat, muazzam bir buluşma anıdır. Şahsî terakkisinin de en mühim vesilesidir. Çünkü o namazda her ibadetin numunesi olmakla birlikte, ruh ve kalbin de ilaç ve gıdası mevcuttur.

Şehrin valisi bir amiri, memuru veya sıradan bir insanı makamına davet etse, o kimse en güzel elbiselerini giyer ve büyük bir heyecanla hemen onun huzuruna çıkar. Daha yüksek bir makam sahibi davet etse, heyecanından ne yapacağını şaşırır, eli, ayağı birbirine dolaşır. Bazı kimseler; “Benim dedem falan zatla görüşmüş” der ve onu övünerek anlatırlar. Zira her makam sahibi ile görüşmek mümkün değildir.

Bizim gibi fani insanların davetine büyük bir heyecanla iştirak eden ve onu büyük bir iftihar vesilesi olarak gören bir insanın, Ezel ve Ebed Sultanı olan Zat-ı Zülcelâl Hazretleri’nin günde beş defa manevî huzuruna yapmış olduğu o ulvi davete büyük bir iştiyakla icabet etmesi gerekmez mi?

Bu kudsî davete icabet etmeyenler bütün Kâinatın Halık’ı olan Zât-ı Celîl-i Zülcemâl ve Mâbud-i Cemîl-i Zülcelâl’in davetini reddetmiş olmuyorlar mı? Peygamber Efendimiz (a.s.m.) namazı, “Gözümün nuru” diye tarif etmiş, sadece farz namazlarla iktifa etmemiş, başta kendisine farz olan teheccüd namazı olmak üzere her vesileyle nafile namaz kılarak bu ibadeti devamlı artırmıştır.

Dipnotlar:

1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 3. Ayetin Tefsiri.
2) bk. Taberânî, el-Mucemu’s-Sağîr, hadis no: 107.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.186
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...