"Cenneti zikir ve virdine gaye olmakta az gördüğü hâlde, kendi nefsini Cenab-ı Hakk'ın edna bir mahlukunun üstünde büyük tutmuyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyânın mucizâne terbiyesine bak ki, nasıl edna bir kederle ve küçük bir gamla başı dönüp sersemleşen ve küçük bir mikroba mağlup olan bu küçük insan, terbiye-i Kur’an ile ne kadar teali ediyor. Ve ne derece letaifi inbisat eder ki, koca dünya mevcudatını, virdine tesbih olmakta kısa görüyor. Ve cenneti zikir ve virdine gaye olmakta az gördüğü hâlde, kendi nefsini Cenab-ı Hakk'ın edna bir mahlukunun üstünde büyük tutmuyor." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a.)

Kur’an'dan ders alan bir müminin duygu ve düşünceleri o kadar gelişip genişler ki koca dünyayı, gezegenleri ve galaksileri virdine tesbih yapmakta kısa ve eksik görür.

Büyük velilerin dua ve zikirlerinde geçen “kainatın zerreleri adedince”, “seyyaratın sayısınca”, “denizlerin katreleri miktarınca” gibi muazzam kesret ifadeleri, onların duygu ve düşünce bakımından kâinata sığmadıklarını, kâinatı aştıklarını gösteriyor.

Aynı o kutlu zatlar, yaptıkları ibadet ve zikirlere karşı, cenneti ve ebedi saadeti bile esas maksat yapmazlar. Allah'ın rızasından başka hiçbir şeyi gaye yapmazlar. Böyle ulvi bir ruhu taşıdığı halde, en küçük bir mahlukun bile üstünde olduklarını iddia ve dava etmezler. Bunlar en basit ve aşağı bir mahluktan bile üstün görmeyecek kadar da mahviyet ve tevazu içindeler. Bu yüce ahlak ve ulvi niyeti Kur’an'dan ders alıyorlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 1.211
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...