"Ey ehl-i kerem ve vicdan! Ve ey ehl-i sehavet ve ihsan! İhsanlar zekat namına olmazsa, üç zararı var." Üç zarar nedir?
Değerli Kardeşimiz;
"Ey ehl-i kerem ve vicdan! Ve ey ehl-i sehâvet ve ihsan! İhsanlar zekât namına olmazsa, üç zararı var. Bazan da faidesiz gider. Çünkü Allah namına vermediğin için, mânen minnet ediyorsun, biçare fakiri minnet esareti altında bırakıyorsun. Hem makbul olan duasından mahrum kalıyorsun. Hem hakikaten Cenâb-ı Hakk'ın malını ibâdına vermek için bir tevziat memuru olduğun halde, kendini sahib-i mal zannedip bir küfrân-ı nimet ediyorsun." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, İkinci Mebhas)
Risale-i Nur'da, zekâtın dinin bir rüknü olduğu ve zekât dışındaki yardımların (ihsanların), zekâtın yerini tutamayacağı belirtilir. Risale-i Nur'da, zekât niyetine yapılmayan bu ihsanların üç temel zararı şöyle açıklanır:
1. Allah namına vermediğin için, manen minnet ediyorsun, biçare fakiri minnet esareti altında bırakıyorsun. Zekât bir hak olduğu için, zekâtı alan kişi kendini minnettar hissetmez. Oysa bir ihsanı alan, karşıdaki kişiye borçlu ve minnettar kalır. Bu durum, ihtiyaç sahibinin onurunu zedeler. Risale-i Nur'a göre zengin, zekâtını vererek fakirin üzerindeki hakkını öder ve böylece gururunu kıran bir duruma düşmekten kurtulur.
Ayrıca zekât bir ibadet olduğu için, hem malın temizlenmesine hem de berekete vesile olur. Zekâtın hikmetleri arasında, toplumdaki dengenin ve huzurun sağlanması da yer alır. İhsanlar ise, zekâtın sağladığı bu manevi bereketi, toplumsal faydayı ve uhrevi kazancı tam olarak sağlamaz.
2. Hem makbul olan duasından mahrum kalıyorsun. Bu cümlede de Üstad'ımız ikinci muhtemel zararı açıklıyor. Yani bu zat minnet altında kaldığı için kalben değil zahirî dua eder. Ama zekât olarak kendisine ulaşan bir ihsan için kalben ve içten gelen bir saikle dua eder. Bu dua, inşallah kabule daha yakın olur.
3. Hem hakikaten Cenâb-ı Hakk'ın malını ibâdına vermek için bir tevziat memuru olduğun halde, kendini sahib-i mal zannedip bir küfrân-ı nimet ediyorsun." Zekât, bir ibadet olduğu için veren kişi bir sevap işlediğini ve Allah'ın emrini yerine getirdiğini düşünür. Bu durum, kişiyi gururdan korur. Ama zekât niyetine olmayan bir ihsan, vereni "Ne kadar cömert bir insanım." düşüncesine sevk edebilir. Bu da kibir ve gurur gibi manevi hastalıklara yol açar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü