"Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bülbül kendi diliyle konuşur; biz şu mânâları onun hazin sözlerinden fehmediyoruz. Melâike ve ruhaniyatın fehmettikleri gibi kendisi kendi nağamâtının mânâsını tamamen bilmese de fehmimize zarar vermez. 'Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar.' meşhurdur. Hem bülbül şu gayeleri tafsilâtıyla bilmemesinden, olmamasına delâlet etmiyor. Lâakal, saat gibi sana evkatını bildirir. Kendisi bilmiyor, ne yapıyor. Bilmemesi, senin bildiğine zarar vermez." (Sözler, 24. Söz, Dördüncü Dal)

Bu ifade, iletişim ve hakikatin idraki adına çok derin bir sırrı barındırır. İlk bakışta paradoksal görünse de üzerinde düşünüldüğünde insan psikolojisi ve manevi feyiz açısından çok haklı bir tespittir. Bu vecizeyi birkaç temel noktada şöyle açıklayabiliriz:

Enaniyetten (Benlikten) Uzak Olmak: Sözü söyleyen kişi, ister istemez "ben söylüyorum" düşüncesiyle bir parça benlik veya sahiplenme duygusuna kapılabilir. Bu durum, hakikatin o kişiye tam nüfuz etmesini zorlaştırabilir. Dinleyen ise (eğer ihlasla dinliyorsa) kendi benliğini aradan çıkarıp sadece gelen hakikate odaklandığı için o nura daha yalın ve temiz bir ayna olur.

İhtiyaç ve İştiyak: Dinleyici, konumu gereği alan taraftır. İnsanın ilme, hakikate ve teselliye olan ihtiyacını hissederek dinlemesi, kalbini o söze bütünüyle açmasını sağlar. İhtiyaç hissi, algıyı ve kavrayışı keskinleştirir.

Kelimelerin Ötesini Görmek: Söyleyen kişi bazen kelimeleri seçmekle, hitabetle veya üslupla meşgulken; cankulağıyla dinleyen bir sadık muhatap, sözün arkasındaki asıl kastı, ruhu ve manevi derinliği çok daha berrak bir şekilde yakalayabilir.

Kısacası; söyleyen bazen sadece bir vasıtadır, dinleyen ise o vasıtanın taşıdığı mücevheri bütünüyle tartıp ruhuna mal eden asıl alıcıdır. Bu yüzden ihlaslı bir dinleyici, kelimelerin kalıbından çıkıp mananın özüne çok daha rahat ulaşır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 71
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Bu manaya, daha çok muhtelif hususları dikkate alarak ilerleyen kimseler mazhar olsa gerek. Bir şeyin dengesi sağlanırken, sağ sol, ileri geri ve ön arka diyerek hareket edilir. İktisat ve sehavet, hilm ve vakar ile şefkat ve adalet unsurları eş zamanlı gözetilmeli ki, cami bir anlayış sahne alsın. Delil ve emare menşeli her türlü ihtimal dikkate alındığı için, herkese hitap eder. Bir başka husus da istifadeden önce istifazanın gelmesidir. Okuma yazma bilmeyen birisi veya çocuk derse geliyor. Bir şey anlamasa da hoşuna gittiği için devam ediyor ve hizmete mâl oluyor. İhlas ve sadakatla okuyup cemaati takip eden nur talebesinin hâli ve kali, kendisinin de tahmin etmediği denli müessir

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...