Nur'un İlk Kapısı, Üçüncü Derste geçen "beş müthiş azap kapıları" ile "beş saadet kapısı" nedir, izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Acaba, bu beş müthiş azap kapılarını Kur’ân-ı Hakîmin beş saadet kapısına tahvilinden neş’et eden lezzet ve saadet-i mâneviyeye mukabil gelecek, dünyada bir lezzet ve saadet var mıdır?" (Nur'un İlk Kapısı, Üçüncü Ders)

Bu derin ifade, insanın hem dünyada hem ahirette yaşayabileceği ruhî hallerin ve imanî hakikatlerin mukayesesini yapar.

Buradaki beş azap kapısı, inançsızlık, dalalet, gaflet ve isyan yolunu seçen bir insanın dünyada ruhen ve kalben çektiği manevi cehennemî azapları ifade eder. Karşısındaki beş saadet kapısı ise iman, ibadet, tevekkül ve ahirete iman cihetiyle bu dünyada dahi kazanılan manevi cennet lezzetlerini simgeler.

Azap kapılarının saadet kapılarına dönüşmesiyle elde edilen manevi lezzetin dünyada başka bir dengesi yoktur. Bu beş mertebenin detaylarını şöylece açabiliriz:

Ebedî Firak ve Ayrılık Acısı:

İmansızlık ve gaflet yolunda insan; sevdiklerini, maziye gömülen zamanları, ölen yakınlarını ve hatta kendi hayatını ebedî bir yokluğa ve ayrılığa mahkûm görür. Her şeyin yok olup gitmesi ruhunda sürekli bir azap kapısı açar. İman ve Kur'an ise bu ayrılığı "ebedî bir buluşma sevincine ve vazifesini tamamlamış birer emanet" olarak göstererek o azap kapısını vuslat ve ebedî birlik saadet kapısına çevirir.

Hadsiz İhtiyaç ve Acizlik:

İnsan, kâinatta hadsiz ihtiyaçları olan ve fakat elleri nihayetsiz derecede zayıf, hiçbir şeye gücü yetmeyen zavallı bir mahluktur. Sahipsiz ve dayanıksız kaldığında bu durum ruhu ezici bir istibdat altında bırakır. Kur'an ise kulun ellerini hadsiz bir Kadîr-i Zülcelal'e açtırarak, onun nihayetsiz rahmetine dayandırılarak bu acizliği hadsiz bir kudrete dayanmanın ve sonsuz bir zenginliğin huzuruna (saadet kapısına) tahvil eder.

Vazifesizlik ve Sahipsizlik:

Kâinatta başıboş, hedefsiz, tesadüflerin oyuncağı bir başıbozuk olduğunu düşünmek insan vicdanı için büyük bir yüktür. Kur'an, insanı Mâlik-i Kâinat'ın kıymetli bir memuru, vazifedar bir misafiri ilan ederek bu sahipsizlik hissini Hâlık'a hizmet etmenin şerefiyle yüksek bir saadete dönüştürür.

Kâinatın Vahşeti ve Yalnızlığı:

İmandan mahrum bir akıl, kâinatı yabancı, gaddar ve vahşi bir mezaristan olarak görür. Her şey ona düşman gibi bakar. Kur'an ise bu kâinatı Rahman'ın bir sarayı, manidar mektupları ve dostane misafirhaneleri olarak göstererek bu vahşeti ünsiyet, dostluk ve muhabbet lezzetine çevirir.

Hadsiz Musibet ve Zeval Korkusu:

Geleceğin belirsizliği, ölümün dehşeti ve musibetlerin endişesi iman etmeyenler için dünyayı zindana çevirir. Kur'an ise ecelin sırat köprüsünden geçiş, musibetlerin ise keffaretü'z-zünub ve terakki vesilesi olduğunu bildirerek bu korkuyu tam bir emniyet, tevekkül ve rıza saadetine inkılap ettirir.

Dünyadaki bütün maddi lezzetler, şaşaalı makamlar ve nefsani zevkler bir araya gelse, iman ve marifetullahın kalbe verdiği bu manevi saadet ve huzurun zerre miktarına bile denk gelemez. Çünkü maddi lezzetler geçici ve elemli birer gölge iken, bu imanî lezzetler cennet meyvelerinin bu dünyadaki tatlı çekirdekleri hükmündedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 13
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...