"Meslekleri birbirinden uzak ve meşrepleri birbirine mübayin olan o umum selim ve nuranî kalblerin erkân-ı imaniyedeki..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Gelin, bu emsalinizin kapısından hakikate giden yol daha kısadır. Biz öteki yollardaki dillerden ders aldığımız gibi değil, belki iman noktasındaki ittisaflarından ve keyfiyet ve renklerinden mütalâamızla istifade etmeliyiz.” dedi, mütalâaya başladı. Gördü ki:

"İstidatları gayet muhtelif ve mezhepleri birbirinden uzak ve muhalif olan umum istikametli ve nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârâne ve râsihâne itikadları, tevafuk ve sebatkârâne ve mutmainâne kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor. Demek, tebeddül etmeyen bir hakikate dayanıp bağlanmışlar. Ve kökleri, metin bir hakikate girmiş, kopmuyor. Öyleyse, bunların nokta-i imaniyede ve vücub ve tevhidde icmâları, hiç kopmaz bir zincir-i nuranîdir ve hakikate açılan ışıklı bir penceredir."

"Hem gördü ki: Meslekleri birbirinden uzak ve meşrepleri birbirine mübayin olan o umum selim ve nuranî kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârâne ve müncezibâne keşfiyat ve müşahedatları birbirine tevafuk ve tevhidde birbirine mutabık çıkıyor. Demek, hakikate mukabil ve vâsıl ve mütemessil bu küçücük birer arş-ı marifet-i Rabbâniye ve bu câmi birer âyine-i Samedâniye olan nuranî kalbler, şems-i hakikate karşı açılan pencerelerdir ve umumu birden, güneşe aynadarlık eden bir deniz gibi, bir âyine-i âzamdır. Bunların vücub-u vücudda ve vahdette ittifakları ve icmâları, hiç şaşırmaz ve şaşırtmaz bir rehber-i ekmel ve bir mürşid-i ekberdir."(1)

Üstad Hazretleri; İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nevi hükmündedir buyurur. Bu hakikate bir misal: Allah’ın bir ismi Rezzak’tır ve bu isim birbirinden farklı nice rızıkların yaratılmasıyla kendini göstermiştir. Allah, tek cins rızık yaratmadığı gibi tek tip insan da yaratmamıştır. Her insanı ayrı bir âlem, müstakil bir nev’ olarak yaratmıştır. Bu ise O’nun sıfatlarının kemalinden, zenginliğinden ileri gelmektedir. Dünya ahiretin tarlası olduğundan insan nev’indeki bu farklılık cennette birbirinden farklı nice mertebelerin bulunmasını netice vermektedir.

Bununla birlikte şu nokta çok ehemmiyetlidir: İnsanlar zekâca, kabiliyetçe çok farkılık arzetmekle birlikte, cennete layık bir kıymet alma konusunda hepsi birbirine eşit şartlara sahiptir. Yani, mesela, her insan zengin olamaz ama her insan cennet ehli olabilir.

İnsanların simaları farklı olduğu gibi, zekâ ve istidatları da farklıdır. İnsanların mesleklerinin farklı olması insan istidadının ve kabiliyetlerinin zenginliğini gösterir. Her biri birer çekirdek mesabesinde olan bu kabiliyetleri inkişaf ettirip ağaç haline getirmek veya söndürmek insanın elindedir. Fen ve ilim sahasında meydana gelen harika eserler, maneviyat sahasında yetişen sayısız mürşid, müçtehid ve âlimler bu istidat ve kabiliyetlerin neticesi ve meyvesidir.

Allah’ın isim ve sıfatlarının birbirinden farklı nihâyetsiz tecellileri vardır. Eşyadaki ve mevcudattaki ihtilaf ve farklılıklar, isim ve sıfatların tecellisinden meydana gelmektedir. Böyle olunca, her bir insan şahsiyet açısından diğer insanlardan tamamen farklı bir mahiyete sahip oluyor. Bütün mahlûkat içinde insanın çok hususî bir mevkii vardır. Her bir insan duygu ve istidatları cihetiyle farklı bir âlemdir, kâinatın küçük bir misalidir. İnsanlardaki ihtilaf-ı istidat, ihtilaf-ı esmâdan geliyor.

Mesleği, meşrebi, tarzı birbirinden farklı, hatta bazen birbirine zıt olan âlim ve mürşitler, tevhid itikadı üzerinde ittifak ediyorlar. Mesela, bir kelam âlimi, kelam ilminin prensipleri ile tevhidi ispat ederken, bir tasavvuf âlimi de gönül gözü (keşfiyat) ile tevhidi ispat ediyor.

Farklı meslek erbabının bir netice üzerinde ittifak etmesi çok kuvvetli ve sarsılmaz bir delildir. Çünkü hepsi kendi ihtisas gözü ile o neticeyi görüp ispat ediyor. Şayet o netice yanlış ve hatalı olsa, onların hep ittifakla o neticeye ulaşması ve üzerinde birleşmesi mümkün olmazdı.

Bütün âlim ve mürşitlerin Allah’ın varlığı ve birliği üzerinde birleşmesi ve bunu kendi mesleğinin delilleri ile ispat etmeleri, kesin ve tartışmasız bir hakikat olduğunu gösterip ispat ediyor.

Bir hakikati olmayan bir şey üzerinde birbirinden farklı hatta birbirine zıt meslek erbabının müttefik olabilmesi mümkün değildir. Bu sebeple bu meslek sahiplerinin Allah’ın varlığı ve birliği üzerinde ittifakları ve icmaları, hiç şaşırmaz ve şaşırtmaz mükemmel bir rehber ve bir mürşid-i ekberdir.

(1) bk. Şualar, Yedinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.191
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

denizm

"Biz öteki yollardaki dillerden ders aldığımız gibi değil, belki iman noktasındaki ittisaflarından ve keyfiyet ve renklerinden mütalâamızla istifade etmeliyiz." cümlesini izah eder misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Burada öteki yollar dediği kainat ve içinde ki muhtelif sanatlar oluyor sema, güneş, ay, yıldızlar, ovalar, denizler, ırmaklar, bitkiler vesaire gibi bu yolların tevhidi ifade etme biçimi ve şekli hal dili iledir. İnsan bunların vaziyet ve halini tetkik ve tahkik ederek tevhide ulaşır.

Bahse konu olan diğer deliller ise insanlar ve insanlar içinde ilim, irfan ve velayet kazanmış kimselerdir.

Mesela İmam-ı Gazali gerek şahsı ile gerek ilmi ve eserleri ile tevhidin kuvvetli bir delili sağlam bir ispatıdır.

Yine İbn-i Sina mesleği İmam-ı Gazali ile farklı hatta zıt olsa da tevhit ve iman noktasında müttefikler ve aynı şeye iman edip aynı kaynaktan besleniyorlar. Her ikisinin meslek ve meşrebinin bir birine zıt olmasına rağmen tevhit üzerinde birleşmeleri tevhidin gerçekliğini ve hakikatini ilan ediyor. Yoksa yanlış ve aslı olmayan bir şey üzerinde insanlığın en önemli iki dahisinin birleşip ittifak etmesi söz konusu değildir.

Diğer milyonlarca alim, evliya ve İslam felsefecilerini de nazara alıp baktığımızda tevhid inancının bir aslı bir hakikati bir gerçekliğinin olduğu güneş gibi görünür yoksa aslı astarı olmayan bir şey üstünde bu kadar seçkin insanların ittifak edip icma etmeleri söz konusu olamaz.

Meslek ve meşrepleri birbirinden farklı hatta bazen birbirine tamamen zıt olan alimlerin, evliyaların, İslam felsefecilerinin iman üzerinde birleşmeleri imana parmak basmaları iman hususunda icma etmeleri imanın sağlam bir delili kuvvetli bir ispatı sarsılmaz bir kalesi gibidir.

İmam-ı Gazali yeşil, İbn-i Arabi sarı, İbn-i Sina kırmızı, Abdulkadir Geylani, beyaz vesaire ama bu muhtelif renklerin hepsi birleştiğinde İslam nuru çıkıyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...