"Salâvat getirmek, tek başıyla bir tarik-i hakikattir." Herhangi bir cemaat veya tarikate girmeyen kişi, sadece salavat ile nefsini terbiye edip, imanını kemale erdirebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Sual: Salâvatın bu kadar kesretle hikmeti ve salâtla beraber selâmı zikretmenin sırrı nedir?"

"Elcevap: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma salâvat getirmek, tek başıyla bir tarik-i hakikattır. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nihayet derecede rahmete mazhar olduğu halde, nihayetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir. Çünkü, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ümmetin dertleriyle alâkadar ve saadetleriyle nasibedardır..."(1)

Burada salavatın kişinin manevî tekâmül ve kemalatındaki ehemmiyetine işaret ediliyor. Yoksa kişinin mezheb, meslek ve meşreb ihtiyacından bahsedilmiyor. Dolayısı ile "Ben salavat getiririm ve hiçbir meşrebe ve mesleğe ihtiyacım kalmaz" diye bir neticeye varmak doğru değildir.

Tıpkı; "Kur’an tek başına bir hakikattir, öyle ise sünnet ve icma dairesine girmeye gerek yoktur" demek gibi. Kur’an’ın tek başına bir hakikat olması ile sünnet ve icma arasında bir münasebet kurmak çok farklıdır. Çünkü Kur’an, kendi içinde sünnet ve icma dairesine girmeyi emrediyor, dolayısı ile o hakikatin içinde sünnet ve icma da olmuş oluyor.

Kişi hiçbir tarikat ve cemaate girmeden de salavattan ya da ibadetlerden feyiz alarak manevî kemale ulaşabilir, bu çok farklı bir bahistir. Lakin bu yol hususîdir, umuma teşmil edilemez. Kişi harikulade bir istidata, derin bir manevî kemalata sahip ise, belki o zaman hiçbir kişi ve meşrebten feyiz almaya muhtaç olmayabilir, şahsî olarak hareket edebilir. Lakin bu seviyedeki insanların sayısı bu zamanda yok denecek kadar azdır.

(1) bk. Barla Lahikası, Mesâil-i Müteferrika, 220. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.245
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...