"Nübüvvetin düstur-u hakîmânesinden..." Dördüncü misâli detaylı olarak izah eder misiniz? İlgili ayetin yeri, tefsiri ve konumuzla münasebeti ve sonraki cümle ile ayet arasındaki münasebeti izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Nübüvvetin düstur-u hakîmânesinden وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ sırrıyla, 'Her şeyin, her zîhayatın neticesi, hikmeti, kendine ait bir ise, Sâniine ait neticeleri, Fâtırına bakan hikmetleri binlerdir. Her bir şeyin, hattâ bir meyvenin, bir ağacın meyveleri kadar hikmetleri, neticeleri bulunduğu' mahz-ı hakikat olan düstur-u hikmet nerede? Felsefenin 'Her bir zîhayatın neticesi kendine bakar veyahut insanın menâfiine aittir.' diye, koca bir dağ gibi ağaca hardal gibi bir meyve, bir netice takmak gibi gayet mânâsız bir abesiyet içinde gördüğü hikmetsiz hikmet-i muzahrefe düsturları nerede? Şu hakikat, Onuncu Sözün Onuncu Hakikatinde bir derece gösterildiğinden, kısa kestik."(1)

Felsefenin görüşüne göre, “Her bir zîhayatın neticesi kendine bakar veyahut insanın menafiine aittir.”

Üç milyon olarak tahmin edilen canlı türleri içerisinde insana hizmet eden ve onun ihtiyaçlarını görenlerin sayısı çok azdır. Bu görüşe göre, diğer bütün canlıların neticesi kendi varlığına bakmış oluyor. Yani, meselâ kaplanın yaratılış gayesi, kaplan olmak, kendine takılan cihazlarla bir ömür boyu rızkını arayıp bulmak, parçalayıp yemek ve hayatını böylece devam ettirmek ve sonunda ölümü tadarak dünya sayfasından silinip kaybolmaktır.

Bu yanlış anlayışa göre, insana hizmet etmeyen bitkilerin ve cansız varlıkların da yaratılışları hikmetsiz, mânasız olur. Güneş sistemimizde bile sadece güneş, ay ve yerküresinin insana hizmet ettiklerini görüyoruz. Diğer gezegenlerden, yıldızlar âlemine kadar sayısız varlıkların yaratılış gayeleri ne kendilerine bakan cihetle ne de insana hizmetleri yönüyle izah edilemez. Çok büyük bir çoğunluk gayesiz ve hikmetsiz kalır.

Kâinatın meyvesi olan insanın, saçından tırnağına, organlarından hücrelerine kadar her şeyinin hikmetle dokunduğu, kalbinden aklına, hafızasından his dünyasına kadar her latifesinin hikmetli, faydalı olması gösteriyor ki, insan meyvesi veren bu kâinat ağacının da her şeyi hikmetlidir. Ancak bunların tamamının insanla doğrudan ilgili olması gerekmez.

Nur Külliyat’ında eşyanın yaratılış gayeleri üç ana madde halinde işlenir. Birincisi Cenâb-ı Hakk’ın kendi cemâl ve kemâlini mahlukat aynalarında bizzat müşahede etmesi, ikincisi dünyanın ahirete tarla olması, yani cennet ve cehennem namına vazife görmesi, üçüncüsü de dünyaya gönderilen her canlının bu âlemden istifade etmesi, kendi mahiyetine göre zevk alması, böylece fıtrî bir şükürde bulunmasıdır.

İşte dersin başında nakledilen âyet-i kerîme öncelikle bu birinci gayeye bakmaktadır.

“Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbih etmesin...” (İsra, 17/44)

Her şey kendi mahiyetine göre en mükemmel ve noksansız yaratılmasıyla Allah’ı tesbih ettiği gibi, O’nun kemâlini ilan ile medih ve senada bulunmaktadır. Bunu hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar sadece hal diliyle yapmakla kalmazlar, her birinin, bilemeyeceğimiz bir keyfiyetle, hususî tesbihleri de vardır. Nitekim ayetin devamında “Lakin siz onların tesbihlerini fehmedemezsiniz.” buyrulmaktadır.

Bir başka sorunun cevabında ifade edildiği gibi, bir incir ağacının meyveleri on binlerce çekirdek vermekte ve bunlardan sadece birkaçı ağaç olmaktadır. O halde, bu kadar çok meyvenin ve sayısız çekirdeklerin gayesi sadece neslinin devamı ile açıklanamaz. Burada birinci gaye hükmediyor ve o ağacın bütün özelliklerinin o küçücük çekirdeklerde yerleştirilmesi gibi büyük bir sanat mucizesi sergileniyor, bunu ise insanlar sadece ilmen biliyor ve yine sadece birkaç incir üzerinde ilmî araştırma yapıyorlar. Bu sayısız denecek kadar çok çekirdeklerdeki bu ince sanatı Cenâb-ı Hak bizzat müşahede ediyor ve o ağaca müekkel meleklerine de bir derece seyrettiriyor.

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, Birinci Maksad.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...