"Nur Risaleleri, geceden sonra gündüzün, kıştan sonra baharın gelmesi katiyetinde yüzer kuvvetli hüccetlerle haşir ve neşrin sabahını, baharını ispat etmişler." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çünkü Nur Risaleleri, geceden sonra gündüzün, kıştan sonra baharın gelmesi katiyetinde yüzer kuvvetli hüccetlerle haşir ve neşrin sabahını, baharını ispat etmişler." (Şualar, 15. Şua, Birinci Makam)

Bu ifadeler, Risale-i Nur’un İslam inanç esaslarının en zor anlaşılanlarından biri olan haşir ve neşir (öldükten sonra dirilme ve toplanma) hakikatini ne derece güçlü ve berrak bir şekilde ispat ettiğini anlatır. Bu tespitteki derin manaları ve kullanılan harika teşbihleri şu şekilde çözümleyebiliriz:

1. Geceden Sonra Gündüz, Kıştan Sonra Bahar Kat’iyeti

Bediüzzaman, öldükten sonra dirilmenin imkansız veya uzak bir ihtimal olmadığını göstermek için insanlığın her gün ve her yıl gözü önünde cereyan eden iki büyük kevnî kanunu delil getirir:

Gece ve Gündüz: Dünya kendi ekseninde döner, her karanlık gecenin ardından güneş mutlak surette yeniden doğar.

Kış ve Bahar: Kışın âdeta ölen, kupkuru odun parçasına dönen ağaçlar ve toprak; bahar geldiğinde milyonlarca çeşidiyle, yapraklarla, çiçeklerle yeniden hayat bulur.

İşte vecize; kâinattaki bu muazzam dönüşümler ne kadar kesin, şüphe götürmez ve kaçınılmaz ise, insanın öldükten sonra yeniden dirilmesinin de o katiyette olduğunu vurgular. Küçücük yeryüzünde her bahar mevsiminde yüz binlerce bitki ve hayvan türünü hatasız dirilten bir kudret için, insanı diriltmek o kadar kolaydır.

2. Yüzer Kuvvetli Hüccet (Delil) ile İspat

Özellikle Külliyat’ın şaheserlerinden biri olan Haşir Risalesi (Onuncu Söz) ve Dokuzuncu Şua gibi bölümlerde, haşir hakikati sadece nakli olarak değil; akli, mantıki ve müşahedeye dayalı yüzlerce kuvvetli delille ele alınır. Allah’ın varlığı, birliği, adaleti, hikmeti, cemali ve rahmeti gibi bütün esma-i hüsnası teker teker masaya yatırılarak, bu isimlerin mutlak surette bir ahireti ve dirilişi gerektirdiği gözle görülür bir netlikle ortaya konur.

3. Haşir ve Neşrin Sabahı, Baharı

İnsanlık tarihi adeta uzun, yorucu ve imtihanlarla dolu bir gece ve kış hükmündedir. Ölüm ise bu kışın en soğuk noktası gibi görünür. Risale-i Nur, getirdiği izahlarla ölümü bir yok oluş değil; ebedi saadetin, nurani bir alemin ve dostlara kavuşmanın sabahı ve baharı olarak ilan eder. İnançsızlığın veya şüphenin insana verdiği o soğuk, karanlık ve ürkütücü ölüm algısını dağıtarak ruhlara tam bir itminan ve huzur verir. Evet, Risaleler geceden sonra sabahın, kıştan sonra baharın gelmesi katiyyetinde ölüm gecesinden sonraki haşir baharının ispatını yapan muazzam bir mantık ve akıl dolu eserlerdir.

Özetle bu vecize, Risale-i Nur’un en muannid filozofları ve inkârcıları dahi susturacak derecede güçlü bir ahiret inancı inşa ettiğini belirtir. Kâinattaki her bahar uyanışını birer diriliş numunesi olarak gösteren eserler, insanın ebedi hayat yolculuğundaki en büyük müjdesini, gündüzün gelişi kadar şüphe götürmez bir berraklıkla ispat etmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...