Block title
Block content

"O nümune-misal nukuş-u san’atının asıllarını, o vezâif-i mevcudatın faidelerini, gayelerini, o hidemât-ı mahlûkatın ücretlerini ve o kelimât-ı kitab-ı kâinatın ifade ettikleri mânâların hakikatlerini..." Bu kısmı açar mısınız?

 
Soru Detayı:

"O nümune-misâl nukuş-u san’atının asıllarını, o vezâif-i mevcudatın faidelerini, gayelerini, o hidemât-ı mahlûkatın ücretlerini ve o kelimât-ı kitab-ı kâinatın ifade ettikleri mânâların hakikatlerini ve istidat çekirdeklerinin sünbüllenmesini..." istediğinden kâinatı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, ...,  kurtarmak için   zıtların tasfiyesini istediği ifade ediliyor.

Madde madde açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

O nümune-misâl nukuş-u san’atının asılları:  Bu ifade, Onuncu Söz’de geçen şu dua cümlesini hatırlatıyor:

“Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster.”(1) 

Dünyadaki bütün nimetler ve bütün sanatlı eserler cennete nisbet edildiğinde gölge gibi kalırlar. Bu dünya gölgeler âlemidir, âhiret ise asıllar âlemi. Allah Resulünün (asm.) “İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” hadîs-i şerîfinin verdiği derse göre, dünyadaki nimetlerin cennet nimelerine nisbeti, rüyadaki nimetlerle uyanık âlemdeki nimetlerin nisbeti gibidir.

Vezâif-i mevcudatın faideleri, gayeleri: Varlıkların bu dünyadaki vazifeleri, faydaları ve gayeleri hakkında bildiklerimiz de âhirette sergilenecek asıl faydaları ve neticeleri yanında gölge gibi zayıf kalıyor. Nurlarda çokça nazara verildiği gibi, her varlığın birinci gayesi Allah’ın esmâ ve sıfatlarına bakan ciheti, ikinci gayesi âhirete bakan vechesi, üçüncüsü ise kendisine bakan ve insanlara faydaları var ise insana bakan cihetidir. Biz daha çok eşyanın bize bakan cihetine nazar ederiz. Halbuki Nurlardaki tasnife göre bu gaye üçüncü derecede kalmaktadır.

 Hidemât-ı mahlûkatın ücretleri: İnsanların hayırlı amellerinin ücretleri cennette ebedî saadet olarak verilecektir. Hayvanlara da fıtrî ibadetlerine karşılık, Üstat Hazretlerinin ifadesiyle   “bir çeşit mükâfat-ı ruhaniye ve onların istidatlarına göre bir nevi ücret-i manevîye”(2) verilecektir.     

Âyet-i kerîmede, “her şeyin Allah’ı hamd ile tesbih ettiği” haber verilmekle birlikte, bizim bu tesbihleri anlamaktan uzak olduğumuza da ayrıca işaret ediliyor.

Şu var ki, tesbih eden varlıklar mükâfat da görebilirler. Kur’ân-ı Kerîm’de Nuh tufanı münasebetiyle Cenâb-ı Hakk’ın cansız varlıklara da hitap ettiğini görüyoruz. Yine, kâfirlerin ölmelerinde semavat ve arzın onların üzerine ağlamadıkları haber veriliyor (bk. Duhân, 44/29).

Keza, bir hadîs-i kudsîde dünyaya şöyle bir hitapta bulunuluyor:

“Ey dünya, bana hizmet edene sen de hizmet et. ...”(3)

Yine Yirmi Üçüncü Söz’de de küfrün kâinatı tahkir olduğu kaydediliyor.

İşte, Allah’ı tesbih eden, üzülen, gazap eden ve insanların küfründen müteessir olan varlıkların, dünyadaki hizmetlerine karşılık âhirette ücret almaları da mümkündür, fakat bunun mahiyeti bizim meçhulümüzdür.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret.
(2) bk. age., On Yedinci Söz.
(3) bk. Ebu Nuaym, el-Hilye, 3/194.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...