"Ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlık âlemi, bilhassa Yirminci asrın başlangıcından bu yana, ilim ve teknolojide baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Bunun daha da hız kazanarak devam edeceği şüphesizdir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri bu hususa şöyle dikkat çeker:

"Elbette nev-i beşer âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir, bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir." (1)

Bu sözlerin bundan yaklaşık yetmiş yıl önce söylendiği ve bugünkü yaşanan ilim ve fennî inkişafların hangi noktaya geldiği dikkate alınırsa, yukarıdaki tespitin ne kadar isabetli olduğu kolayca anlaşılır.

Şimdi burada Yirminci Söz'de geçen ve sadece tıp ilminin maddî sınırını tayin eden bir ifade üzerinde duralım. İfade, İsa Aleyhisselamın tıp konusundaki bir mu’cizesini tefsir etmektedir:

"Kur'ân, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın nasıl ahlâk-ı ulviyesine ittibâa beşeri sarihan teşvik eder. Öyle de, şu elindeki san'at-ı âliyeye ve tıbb-ı Rabbânîye remzen tergib ediyor. İşte, şu âyet işaret ediyor ki, en müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyleyse, ey insan ve ey musibetzede benî Âdem! Meyus olmayınız. Her dert, ne olursa olsun, dermanı mümkündür. Arayınız, bulunuz. Hattâ ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür..." (2)

Bu çok veciz ifadede tıp ilminin varacağı nokta açısından iki mühim sınır çizilmiş. Birincisi: "İşte, şu âyet işaret ediyor ki, en müzmin dertlere dahi derman bulunabilir." ifadesi. İkincisi ise; "Hattâ ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür." ifadesinde saklı.

Birinci ifadeye göre tıp ilmi öyle bir noktaya gelecek ki, başta kanser olmak üzere günümüzün birçok müzmin hastalıklarına çare bulunacaktır. Bugün tıp ilminin dünyada en hızlı ilerleyen ilim dallarından biri olduğu ve her gün yeni ilâçlarla birçok hastalığa çare bulunduğu göz önüne alınırsa, Bediüzzaman Hazretlerinin ortaya koyduğu tespitin ne derece isabetli ve geçerli olduğunu anlamak zor olmaz.

Fakat tıp ilminin ne derece ilerleyeceğini, nereye kadar gideceğini gösteren asıl ifade, "Hattâ ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür." ifadesidir.

"Muvakkat" kelimesinde açık bir sınır gözükmüyor. Yani ne kadar "muvakkat?" Bir dakika mı? Bir saat mi? Bir gün mü? On yıl mı?..

Bugün için bakarsak, ölmesi kesin olan bir kalp, ya da böbrek hastasına organ nakli yapılarak, hastanın üç beş yıl daha yaşaması temin edilebiliyor. Demek ki günümüzde "muvakkat" kelimesinin karşılığı beş on yıl gibi bir rakam. Fakat yeni ortaya çıkan gelişmelerle bu sürenin çok daha uzun olacağı gözüküyor. İnsanın gen haritasının keşfedilmesi, kolonlama, her gün yeni ilâçların bulunması gibi keşifler buna en açık delildir. İşte bu yeni keşifler "ölüme muvakkat bir hayat rengi vermenin" süresini daha fazla arttıracak gelişmelerdir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Vbdestabe

Önceden kalp hastası ölürdü, ve ufak hastalıktan dahi ölünürdü; ama şu anda kalp hastaları vs hastalar, bakıyorsunuz dakikalık ameliyatlarla iyileşiyor..
Demek Üstad'ımızın tespiti doğru

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
insirah

"insanlık ölüme kesin olarak çare bulduğunu zannedecek, diğer ilim ve teknik gelişme ile birlikte öylesine bir gurura kapılıp ilâhî iradeye meydan okumaya kalkışacak ve neticede başına kıyameti koparacak"
Bu tesbit çok güzel. Onbeşinci mektupta geçen , Yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz. Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl umumiyetle küfre giderler? sorusuna da mantiki bir cevap oluyor..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
husrevustad
Evet çok güzel bir cevap teşekkürler
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ishak...
Allah razı olsun istifade ettik
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...