On Altıncı Lem'a'nın Birinci Sual'inde geçen "fütuhat" ifadesi ile ne kastedilmiştir? Sualin cevabını da özet olarak ifade eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullah Efendi gibi bazı adamlar, ehl-i keşiften rivayeten, bu geçen Ramazan'da Ehl-i Sünnet ve Cemaat için bir ferec, bir fütuhat olacağını haber verdikleri hâlde, zuhur etmedi. Böyle ehl-i velayet ve keşif neden hilaf-ı vaki haber veriyorlar?" (Lem'alar, On Altıncı Lem'a)

Buradaki fütuhat âlem-i İslam’ın merkezi olan Türkiye’deki bir takım bid’atların ve sapkın fikir ve sembollerin istilasına mukabil, Ehl-i sünnetin galip olması ile yeniden İslamî şeair ve sembollerin hâkim olmasıdır. Ezanın Türkçe’ye çevrilmesi, şapkanın kanun zoru ile giydilmesi, camilerin içinde musiki ile namaz kıldırmak gibi birçok bid’at teşebbüsleri olmuş; bunların bir kısmı uzun bir zaman uygulanmış, bir kısmı ise kısa bir zamanda kaybolmuştur.

İşte böyle bid’at ve dalaletlerin hüküm sürdüğü bir dönemde bazı büyük zatlar, Ehl-i sünnetin galip gelmesi için dua ediyorlar. Bazıları da bir fütuhatını olacağını haber veriyor. Lakin onların haber verdiği gibi bir fütuhat ve galibiyet gelmiyor. Üstad Hazretleri de bu haberin gerçekleşmemesinin sebeplerini izah ediyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.274
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Zilanntazegull

Bu durumun sebebi nedir, bu zâtlar sözlerinde hata etmişler?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

"Levh-i Mahv ve İspat" ise, sebep-sonuç, şart-meşrut ilişkisinin hakim olduğu kaderin bir alt birimidir. Yani Levh-i Mahv ve İspat kaderin bir alt birimidir ve Üstad'ın ifadesi ile "bir yazar bozar defteri" gibidir. Bozmak silmeyi iktiza eder, dolayısı ile bu alemde her şey son hâli ile yazılı değildir. "Kader-i muallak" ile Levh-i Mahv ve İspat aynı anlama geliyor.

"Allah dilediğini imha eder, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O'nun katındadır." (Ra’d, 13/39)

"Eğer biz bir âyetin hükmünün kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya dengini getiririz." (Bakara, 2/106)

"Levh-i Mahfuz" her şeyin en son hâli ile yazıldığı bir levhadır ve bu levhada bir değişiklik bir başkalaşma olmaz. "Mutlak kader" de benzer bir manaya geldiği için, levh-i mahfuz ile aynıdır, diyebiliriz; ikisi de Allah’ın ezeli ilminin birer unvanlarıdırlar.

Velilerin nazar ve keşfiyatı nadiren her şeyin son hali ile yazılı olduğu levh-i mahfuza çıkıyor genellikle levh-i mahv-ı ispatta kalıyorlar. Levh-i mahv-ı ispatta sebep-sonuç, şart-meşrut ilişkisi hakim olduğu için velilerin bazen şartı yerine gelmemiş yazıyı okuyup yanılmaları olabiliyor.

Mesela birisinin öleceği levh-i mahv-ı ispatta yazıyor ama adam bir sadaka verip ömrünü uzatıyor veli zat öleceği kısmını keşfedip daha ilerisi olan sadaka kısmını göremiyor dolayısı ile nihai durumu göremiyor. Burada veliler yalan söylemiş olmuyorlar sadece keşfiyatları noksan oluyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...