Block title
Block content

Otuz Üçüncü Söz Yirmi Altıncı Pencere'yi izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu kâinatın mevcudatı yüzünde tazelenen ve gelip geçen cemaller ve hüsünler, bir cemâl-i sermedî cilvelerinin bir nevi gölgeleri olduğunu gösterir."

"Evet, ırmağın yüzündeki kabarcıkların parlayıp gitmesinden sonra arkadan gelenlerin gidenler gibi parlamaları, daimî bir şemsin şualarının aynaları olduklarını gösterdikleri gibi, seyyal zaman ırmağında, seyyar mevcudatın üstünde parlayan lemeât-ı cemâliye dahi, bir cemâl-i sermedîye işaret ederler ve onun bir nevi emareleridirler."(1) 

Kainatta tecelli suretinde görünen bütün güzellikler ve mükemmellikler, hepsi Allah’ın sonsuz güzelliği ve mükemmelliğinin çok perdelerden geçmiş zayıf bir gölgesi ve zayıf bir tecellisi şeklindedir.

Tıpkı barajın önündeki nem ve rutubetlerin, barajın arkasındaki büyük bir su kütlesinden gelen zayıf bir ima ve tecelli olmaları gibi. Kainattaki bütün güzellik ve mükemmellikler de asıl ve menba olan; Allah’ın sonsuz güzellik ve mükemmelliklerinin birer iması, birer tecellileri hükmündedir.

Kainattaki güzellik ve mükemmelliklerin gelip geçici olması, Allah’ın sonsuz güzellik ve mükemmelliklerinin ebedi olduğuna işaret ediyor. Tıpkı bir nehrin akıp gitmesine rağmen, üstündeki parlak yansımalarının devamının, güneşin devamlılığına işaret etmesi gibi; kainat nehrinin de akıp gitmesine karşılık, güzellik ve mükemmelliğin devamlı olması, Allah’ın cemal ve kemalinin bekasına işaret eder.

İncizap, çekilmeye müsait olma halidir. Yani insan vicdanında çekilmeye müsait haller ve duygular vardır demektir ki; bu haller birer pencere, birer delik mesabesindedirler.

Cazib ise çekilmeye müsait olan o latife ve duyguları kendine çeken şey anlamındadır. Yani Allah’ın sonsuz cemal ve kemali bir cazibe kaynağıdır. İnsanın mahiyetindeki bütün duyguları kendine çekiyor.

Allah’ın ebedi cemal ve kemali, kainatta müthiş bir cazibe kaynağı olmuştur. Bu cazibeye karşılık verecek inzicab halini ise; insanın fıtratına ve vicdanına Allah derc etmiştir. Böylelikle cazibe ile incizab arasında sürekli bir alış veriş oluşuyor. Bu hal aynı zamanda Allah’ın varlığına ve birliğine delil de teşkil ediyor.

Mesela radyo istasyonu; ancak alıcı ve verici ile çalışabilir. Bütün radyo alıcılarından çıkan sesler, hep birlikte radyo istasyonuna işaret ve delalet ederler. Aynı şekilde bütün insanların vicdanında hissettiği cazibe halleri, cazibedar bir hakikati akla gösterir.

Gözlerdeki keşif ve şuhut; Allah’ın kainat yüzündeki cemal ve kemal tecellilerini görmesi ve gözlemlemesi anlamındadır. Mesela bir çiçeğin sevimli ve güleç yüzüne baktığı zaman, orada tecelli eden cemal ve kemal ile asıl cemal ve kemal sahibi olan Allah’a intikal eder, demektir.

Dört delik şu cümle içinde sıralanıyor:

"İşte, kâinat yüzündeki cemal ve kalbindeki aşk ve sinesindeki incizap ve gözlerindeki keşif ve şuhud ve hey'âtındaki hüsün ve tezyinat, pek lâtif, nuranî bir pencere açar."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Altıncı Pecere.

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...