"Kâinatın sinesinde çok suretlerde tezahür eden incizaplar, cezbeler, cazibeler, ezeli bir hakikat-i cazibedarın cezbiyle olduğunu hüşyar kalplere gösterir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem kâinatın sinesinde çok suretlerde tezahür eden incizaplar, cezbeler, cazibeler, ezelî bir hakikat-i cazibedarın cezbiyle olduğunu hüşyar kalblere gösterir. Hem mahlûkatın en hassas ve nuranî taifesi olan ehl-i keşif ve velâyetin ittifakıyla, zevk ve şuhuda istinad ederek, bir Cemîl-i Zülcelâlin cilvesine, tecellîsine mazhar olduklarını..." (Sözler, 33. Söz, Yirmi Altıncı Pencere)

İncizablar, cezbeler, cazibeler; bunlar kısaca çekim kuvvetleri demektir. Maddenin birbirini çekmesi (yer çekimi, elektromanyetik kuvvetler), canlıların birbirine olan sevgi ve muhabbetleri, yıldızların ve gezegenlerin birbirine olan bağlılığı gibi evrendeki tüm çekim ve ilgi bağlarıdır.

Bu sayısız ve düzenli çekim kuvvetleri, aklı uyanık, düşünen kalplere şunu gösterir:

Bu kadar büyük bir uyum, bağ ve düzen, kendi kendine, tesadüfen olamaz. Bütün bu çekimlerin kaynağında, her şeyi kendine çeken, kendine bağlayan tek bir Sanatkâr vardır.

Kâinattaki tüm çekimler ve sevgiler, ezelî ve sonsuz güzellikte olan tek bir Hakikat'in (Allah'ın) cezbiyle, yani onun yaratması ve çekim kanununu koymasıyla gerçekleşir.

Bu pencerenin ana gayesi, "Bütün mevcudat (varlıklar) lisan-ı hâl ile 'Lâ ilâhe illâ Hû' der." hakikatini ispat etmektir. Bunu da evrensel bir kanun olan çekim (cazibe) üzerinden yapar.

Kainatta en küçük atomdan en büyük galaksiye kadar her şey, birbirine son derece hassas kanunlarla (çekim kuvvetleriyle) bağlıdır. Bu muazzam incizab ve muhabbet ağının, tek bir merkezden, tek bir elden idare edilmesi zaruridir. Aksi takdirde, bu düzen bir anda dağılır, parçalar birbirine yabancılaşır ve kainat kaos olurdu.

Bu çekim kanunları, kâinatın her köşesinde aynı şekilde işler. Bu durum, her varlığın üzerinde, "Bu eserin sahibi ve idare edeni tek ve birdir." diye atılmış bir mühür ve imza gibidir.

Dünya, Güneş'in cazibesiyle; Ay, dünyanın cazibesiyle... Canlılar, rızıklarının cezbiyle... İnsanlar, sevdiklerinin cezbiyle birbirine bağlanır. Bu genel ve küllî (bütüncül) cazibenin, tek bir merkezden, yani Vâcibü'l-Vücud (varlığı zorunlu) olan Zat'tan gelmesi gerekir.

Kısaca Yirmi Altıncı Pencere, kâinattaki mükemmel düzen ve karşılıklı çekim kanunlarının, bizi doğrudan vahdaniyete (Allah'ın birliğine) ulaştıran en açık ve en büyük pencere olduğunu anlatır. Zira bu küçük küçük cazibe ve çekimler, bütün kâinatı idare eden ve bütün varlıklara bu cazibeyi veren bir zatı gösterir. Kanunların birliği, kanunları koyanın ve icra edenin de birliğini gerektirir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 210
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...