"Risale-i Nur’a hücum edenler, vaktiyle kefenini boynuna takınmalı ve rezalete bürünmeli..." Bir kitabı tenkit edenler neden manevi cehenneme dünyada girmeyi göze almalı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur, bu zamanda dehşetli bir dinsizlik ve inkârcılığın karşısında duruyor ve masum insanların imanını kurtaran bir cankuratan vazifesini eda ediyor. Medreseler kapatılmış, tekke ve zaviyeler ilga edilmiş. Kur’an’ın etrafındaki bütün surlar yerle bir edilmiş. Böyle dehşetli bir durumda Risale-i Nur bu küfür ve inkârcı akımlara karşı Kur’an ve imanı müdafaa ediyor.

Risale-i Nur'u el ile yazıp çoğaltan insanlar hem az hem fakir hem kuvvetsiz hem de büyük bir zulüm ve baskı altındalar. Böyle hayati bir vazife ve ağır bir yükün altına giren Nur talebelerinin var güçleri ile Risale-i Nur'a sarılmaları, ona değer vermeleri, onu önemsemeleri, onun aleyhinde olan yapı ve kişilere karşı olmaları gayet normal gayet yerinde bir davranıştır.

Risale-i Nur sıradan bir eser, felsefe kitabı veya ilmihal kitabı değildir. O, Kur'an'ın hakikatlerini asrın idrakine sunan ve imansızlıkla mücadele eden bir manevi tefsirdir. Bu bakımdan, onu eleştirmek, sıradan bir fıkıh kitabını eleştirmekten çok farklıdır. Risale-i Nur'a hücum edip onu insanlar nezdinde küçük düşürmek ya da şüpheli hale getirmek dolaylı yoldan insanların imansızlığına hizmet etmek anlamı taşır.

O dönemlerde Risale-i Nur'a yapılan eleştiriler, genellikle ilmi bir tartışma veya yapıcı bir tenkitten çok, dinsizlik cereyanlarının etkisiyle ve sırf Kur'an hakikatlerini susturmak amacıyla yapılıyordu. Bu eleştiriler, çoğu zaman eserin içeriğinden habersiz, kasıtlı ve iftiraya dayalıydı.

Risale-i Nur'un yayılmasını engellemeye çalışanlar, sadece bir eseri eleştirmiyor, aynı zamanda iman hizmetinin önünü kesmeye çalışıyorlardı. Bu durum, imansızlık gibi büyük bir manevi tehlikeye karşı yürütülen bir mücadeleyi engellemek anlamına geliyordu.

Bu bağlamda, "manevi cehennem" ifadesi şu anlamlara gelir:

Hidayetten mahrum kalma yani Risale-i Nur'u, sırf kasıtlı bir şekilde kötülemek amacıyla eleştirenler, aslında Kur'an'ın o hakikatlerinden istifade etme imkânını kendi elleriyle kaybederler. Bu durum, manen karanlıkta kalmak ve hidayetten mahrum olmak demektir ki, bu da dünyadaki en büyük manevi azaplardan biridir.

İlim ve vicdanla değil, kasıtlı bir nefretle yapılan eleştiriler, kişide er ya da geç vicdan azabına neden olur. Hakikate karşı çıkmanın getirdiği bu içsel sıkıntı, manevi bir cehennem azabına benzetilebilir.

Risale-i Nur, halk arasında büyük bir teveccüh görmüş ve milyonlarca insanın imanına vesile olmuştur. Bu esere yapılan kasıtlı saldırılar, Nur Talebelerinin ve dindarların tepkisini çekmiş ve bu kişileri manevi olarak toplum nezdinde itibarsızlaştırmıştır. Bu dünyadaki manevi yalnızlık ve horlanma da bir nevi cehennem azabıdır.

"Eğer Risale-i Nur gibi bir Kur'an tefsirini sırf kasıtlı ve dinsizlik hesabına eleştirirseniz, bunun dünyevi ve manevi sonuçları ağır olur." demektir. Yoksa bir eseri ilmi ve yapıcı bir şekilde tenkit eden, yani "Neden böyle?" diye soran bir kişi kastedilmemiştir. Önemli olan, eleştirinin gayesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...