"Said Nursî, Kur'an ve imana hizmet mesleğini ihtiyar edip, hiçbir maddi ve manevi menfaat, salahat ve velilik gibi manevi makamları maksat ve gaye etmeden, sırf Cenab-ı Hakk'ın rızası için hizmet yapmıştır." Allah, razı olduğuna velilik makamı vermez mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın, bir kuluna velayet makamı vermesi ayrı, insanın kendini veli sayması ayrıdır. İnsanın kendini veli sayması ve öyle hareket etmesi, nahoş bir durum olarak değerlendirilmiştir. Hatta dalalete kadar gidebilir. Çünkü bir insanın tevazu ve mahviyeti bir kenara atıp kibir ve gurura girerek kendini Allah katında makbul ve veli bilmesi, manevi bir hastalık ve ruhî bir marazdır.

Hatta ve hatta insanın velayeti bir makam ve mevki olarak gaye edinmesi bile nahoştur. Çocuğa "Büyüyünce ne olacaksın?" denildiğinde, "doktor ve pilot olacağım" demesini normal karşılarız, ama "Evliya olacağım." dese, buna güler ve tuhaf karşılarız.

Velayet, kulun Allah’a, Allah’ın da kula yakın ve dost olma haline deniliyor. Allah veli olan bir kulundan razı ve hoşnuttur, veli olan kul da Allah’a tam manası ile bir tevekkül ve teslimiyet içindedir. Yani velayette mütekabiliyet esası hükmediyor, taraflardan birisi rızası olmaz ise velayet düşer. Kul Allah’a tam manası ile tevekkül ve teslimiyet gösteremez ise Allah ondan razı olmaz, Allah razı olmayınca da velayet düşer. Bu yüzden velayet yüksek bir iman ve ibadet ile elde edilecek bir manevî makamdır. Öyle her önüne gelen velayet makamına erişemez. Velayetin çok ağır ve meşakkatli şartları ve büyük mes’uliyeti vardır, bunları yerine getirmeden velayete ulaşılamaz.

Üstad Hazretlerinin hayatına ve ubudiyetine nazar ettiğimizde, onun velayetin çok yüksek bir makamında olduğunu rahatlıkla görürüz. Üstad Hazretlerini velayetin şahikalarına çıkaran en mühim sebep de onun bu manevi makamları hedef ve gaye edinmemesidir. Tam bir ihlas abidesi olması onu velayetin zirvesine çıkarmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...