"Sakın zannetme ki, bu ilân ve dellâllık ve tesbihatın nağamatiyle teganni, bülbüle mahsustur." Tetimmeyi izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Belki, ekser envâın herbir nev’inin bülbül misâli bir sınıfı var ki, o nev’in en lâtif hissiyatını, en lâtif bir tesbih ile, en lâtif sec'alarla temsil edecek birer lâtif ferdi veya efrâdı bulunur.”(1)

cümlesinden anlaşıldığı gibi, diğer nev’ilerde de onların tesbihlerini temsil eden fertler bulunmaktadır. Âyet-i Kerîme'de; “Her şeyin, Allah’ı hamd ile tesbih ettiği” haber verildiğine göre, bütün hayvan türleri, hatta her türün tüm fertleri, bu vazifeyi yerine getirmekte ve bülbülün hizmetini, bir yönüyle onlar da icra etmektedir.

Üstad Hazretleri, hayvanların bir kısmının gündüz yaptıkları tesbihlerini Kadirîlerin cehrî zikirlerine, geceleri yaptıkları tesbihleri de Nakşîlerin gizli zikirlerine benzetiyor.

Her varlığın birinci yaratılış gayesi esmâ-i İlâhiyeye ayinedarlık etmektir. Bu vazifeyi her canlı türü kendinde tecelli eden isimlerle en güzel şekilde yerine getirmektedir.

Üstad Hazretleri bu dersin sonunda, Peygamber Efendimizi (asm.) “nev’-i beşerin andelîb-i zîşanı ve benî-Âdem'in bülbül-ü zü'l-Kur'ân'ı” olarak tavsif ediyor. Bu Söz’ün Üçüncü Dal’ında Allah Resulü (asm.) hakkında şöyle buyrulmuştu:

“Hem İsm-i Âzama mazhar olan Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın bir âyette mazhar olduğu feyz-i İlâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir.”(2)

Peygamber Efendimizin (asm.) şahsî ibadet ve tesbihlerinden, kâinatı tefekkürden ve Kur’ân’ı mütalâa etmekten aldığı o eşsiz feyzi, bu cümlenin ışığında değerlendirdiğimizde ve Cevşen-i Kebir'deki emsalsiz marifet derslerine de bu nazarla baktığımızda, Üstadımızın bu tavsiflerinin ne kadar yerinde olduğunu çok daha iyi anlarız.

(1) Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

(2) age., Üçüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...