"Semâvât ve arz yüzünde ve birbiri arkasında geçici dünyaları, kâinatları kemâl-i hikmetle halk eden" ve "Asırlar ve seneler, belki günler adedince muntazam âlemleri zaman ipine asan ve onunla azamet-i kudretini gösteren" misalle izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birinci ifadede Cenâb-ı Hakk’ın göklerde ve yeryüzündeki azametli ve hikmetli tasarrufları nazara verilmekte, ikinci ifadede ise bu faaliyetlerin icra edildiği zaman nehrine dikkat çekilmekte, birincinin mahsullerinin bu ikincide sergilenmesi “zaman ipine asma” olarak ifade edilmektedir. Bu ifadeyle aynı icraatın yapıldığı bütün zamanlar birden nazara takdim edilmekte, kâinatın yaratılışından, dünyanın ve içindeki varlıkların yaratılışına kadar kudretin azametini gösteren bütün mahlûklar o ipe asılmış olarak akılların ve hayâllerin seyrine sunulmaktadır.

Dersin devamından anlaşılacağı gibi, bütün bu yaratma, tanzim etme, değiştirme, zaman ipinde teşhir etme faaliyetleri, bunları icra eden Zât'ın haşri rahatlıkla getireceğine birer delil olarak zikredilmektedir.

Rahmân Suresi, 29. ayeti, birbirini takip eden bu sonsuz tasarrufları şöyle nazara vermektedir:

“Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır, (yeni bir tecellidedir.)”

Ayetin mealinde geçen “O her gün ayrı bir şe’ndedir.” ifadesindeki “şe’n” için, “iş, faaliyet, tasarruf ve tecellî” mânaları verilmektedir.

Yirminci Mektub’un “lehü’l-mülkü” bahsinde bu hakikat harika bir şekilde işlenmiştir. O kısmın Üçüncü Fıkra’sından sadece bir cümle nakletmekle iktifa edelim:

“En büyük daire olan zerrat âlemini bir tarla yapıp, her zaman kâinat kadar mahsulâtı, kudretiyle, hikmetiyle onda eker, biçer, kaldırır.”(1)

Kâinatı atomlar seviyesinde bir tarla olarak düşündüğümüzde, bu tarlada bir an sonrası, bir an öncesinin mahsullerini sergilemekte, böylece her an kâinat kadar mahsuller aralıksız alınmaktadır.

Bu görünen âlemdeki faaliyetlere gayb âlemindeki, melekler âlemindeki, arş ve kürsideki sonsuz tecellileri de eklediğimizde ve bütün bunların İlâhî sıfatların ve isimlerin tezahürleri olduğunu düşündüğümüzde Allah’ın “her gün ayrı bir şe’nde” olduğu, ayrı tasarrufta bulunduğu hakikatini çok daha iyi anlar ve şüphesiz kabul ederiz.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektub, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...