"Şimdiki kader-i İlâhî ve kısmetimize razı olmalıyız ki, bize parlak bir istikbal, ecnebîlere müşevveş bir mâzi düşmüş." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Müşevveş mazi"yi şu şekilde anlayabiliriz; Avrupa görünürde kendi içinde belki konforlu ve adil bir düzen kurmuş olabilir. Ama Avrupa; dünya barışı, dünya huzuru ve içtimaî adalet açısından sınıfta kalmış bir medeniyettir. Yani emperyalist düşünceler ile dünya kaynaklarını sömürerek, kahir ekseriyetin istirahat ve huzurunu bozmuş sefih bir medeniyettir.
Bugün dünyaya hâkim olan Avrupa medeniyeti, dünyanın büyük bir kısmını aç ve sefil bırakmış iken, (Afrika, Hindistan kısmen Orta Doğu) kendi içinde gayet zengin ve müreffeh bir hayat sürmektedir. Bu açıdan Avrupa medeniyeti müşevveştir. Yani Avrupa medeniyetinin kötülükleri iyiliklerinden çok fazladır.
İşte Avrupanın şimdiki zulüm ve şenaat dolu hâkim manzarası, istikbaldeki hâkimiyet-i İslamiyenin tahakkuk ve teessüsüyle müşevveş bir mazi olacaktır, demektir.
Ama İslam medeniyetinin hâkim olduğu dönemlerde, insanlığın kahir ekseriyeti huzurlu bir hayat sürmüşlerdir. Zira hakkaniyetli ve adil ve taksimat söz konusu idi. İşte Asr-ı saadet, işte Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri...
“İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kâfirlerin medeniyetiyle mü’minlerin medeniyeti arasındaki fark:
Birincisi, medeniyet libasını giymiş korkunç bir vahşettir. Zâhiri parlıyor, bâtını da yakıyor. Dışı süs içi pis, sûreti me’nus, sîreti mâkûs bir şeytandır...
İkincisi, bâtını nur, zâhiri rahmet, içi muhabbet, dışı uhuvvet, sûreti muâvenet, sîreti şefkat, câzibedar bir melektir.” (Mesnevi-i Nuriye)
Medeniyet, insanların birlikte yaşamaları, dayanışma ve yardımlaşma ile birbirlerine yardımcı olmaları, vazife taksimi yaparak cemiyetin bütün ihtiyaçlarını elbirliği ile karşılamaları, böylece mes’ud bir içtimaî hayat teşkil etmeleri demektir. Vahşet ise medeniyetin zıddı olup, canavarlar gibi yalnız yaşamakla ve sadece kendi menfaatini esas alıp diğer insanlara düşman gözüyle bakmakla ortaya çıkan mücadeleci cemiyet yapısıdır.
Bir ülkede yaşayan insanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünüp başkalarıyla münasebetlerini sadece menfaat üzerine bina etmişlerse, o ülkenin fertleri fen ve teknikte ne kadar ileri giderlerse gitsinler hakikatte vahşidirler.
Üstad hazretleri bunların halini; “dışı süs içi pis, sûreti me’nus, sîreti mâkûs bir şeytan” olarak tavsif ediyor.
Mü’minlerin medeniyeti ise, merhamet, sevgi, kardeşlik, yardımlaşma, şefkat gibi nuranî meziyetler taşıyan “câzibedar bir melektir.”
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü