"Sinek kanadından tut, ta semavat kandillerine kadar öyle bir nizam var ki, akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Sinek kanadından tut, tâ semâvât kandillerine kadar öyle bir nizam var ki, akıl onun karşısında hayretinden ve istihsanından 'Sübhanallah, maşaallah, bârekâllah' der, secde eder." (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuzuncu Pencere)
Bu cümle, kâinattaki en küçük detaydan en büyük galaksilere kadar her şeyin kusursuz bir uyum ve ölçü içinde yaratıldığını, bunu fark eden akıl ve kalbin ise hayranlıkla Yaratıcı'yı tesbih ettiğini anlatan muazzam bir tefekkür ufku sunar. Üstad Bediüzzaman, Otuzuncu Pencere'de kâinat kitabını okumanın en çarpıcı örneklerinden birini verir.
Bu hakikatin zihinde açtığı pencereler şu noktalarda toplanır:
1. Zıtların ve Boyutların Buluştuğu Muazzam Nizam
Sinek Kanadından Semâvât Kandillerine: Cümledeki bu çarpıcı kontrast (zıtlık), Allah'ın sanatkârlığında büyük veya küçük ayrımı olmadığını gösterir. Bir sineğin narin kanadındaki damarlar, eklemler ve uçuş dengesi ne kadar ince bir hesaba dayanıyorsa; gökyüzündeki milyarlarca yıldızın, galaksinin devasa boşluktaki hareketleri ve dengesi de o derece kusursuz bir nizam içindedir.
Sanatta Ölçü Birliği: Atomdan aya kadar her şeyin aynı şuur, aynı ilim ve aynı kudret mühürlerini taşıması, kâinatın başıboş olmadığının en büyük delilidir.
2. Aklın Hayreti ve İstihsanı
Hayret ve Takdir: İnsan aklı, sineğin kanadındaki o minicik makinayı incelediğinde de milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki gök cisimlerinin kusursuz yörüngelerini izlediğinde de aynı sınıra dayanır: Hayret. Bu hayret sadece şaşkınlık değil, aynı zamanda eserin güzelliğini ve mükemmelliğini alkışlamaktır (istihsan).
Kalbin ve Dilin Nidası: O muazzam düzen karşısında akıl teslim olur; dil ise âdeta kâinat adına şu nidalarla coşar:
Sübhanallah: Allah her türlü noksanlıktan, tesadüften ve baştan savmalardan uzaktır.
Maşallah: Her şey ancak Allah'ın dilemesiyle ve yaratmasıyla var olur.
Barekallah: Onun sanatı ne kadar mübarek, ne kadar bereketli ve mükemmeldir.
3. Secdenin ve Teslimiyetin Hakikati
Sadece dil ile söylenen kelimelerden ibaret kalmayan bu hayranlık, bütün varlığıyla bir secdeye dönüşür. Kâinattaki bu muazzam nizamı okuyabilen bir şuur, ruhuyla Yaratıcı'nın azameti karşısında secdeye kapanır; varlığın ve hayatın manasını bulmanın huzurunu yaşar.
Kısacası bu cümle, gözümüzü ister mikroskoba ister teleskoba çevirelim, her yerde aynı muazzam ilim ve hikmet damgasını görebileceğimizi, asıl meselenin kâinata bu "nazarla" (bakış açısıyla) bakabilmek olduğunu hatırlatır.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü