"Tafsil istersen, haddimin haricinde. Sinek seyretmez asümanı." Üstad, sinek benzetmesini kendisi için mi kullanıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey sâil-i misalî! Sen ki îcaz istedin; ben de işaret ettim. Eğer tafsil istersen, haddimin haricinde. Sinek seyretmez âsümânı." (Sözler, Lemeat: Îcaz ile beyan i’câz-ı Kur’ân.)

Bu ifadeler, soruda bahsedildiği gibi; Üstad'ın, Kur'an-ı Kerim’in sonsuz yüksekliği ve i'cazı karşısındaki tevazuunu ve mahviyetini ifade eder. Sinek benzetmesini şu açılardan değerlendirebiliriz:

  • Kapasite ve Hudud Sınırı

"Sinek gökyüzünü / semayı seyredemez" sözüyle Üstad, insan aklının ve ferdi kabiliyetlerin, Kur'an’ın hakikatlerinin tamamını kuşatmaya yetmeyeceğini vurgular. Bir sinek için gökyüzü ne kadar geniş, erişilmez ve ihata edilemez ise; bir beşer için de Kur'an'ın derinlikleri o derece azametlidir.

  • İcaz ve Tafsil Ayrımı

Üstad, sâil-i misalî olan muhatabına cevap verirken meseleyi işaret yoluyla ve özetle geçtiğini belirtir. Tafsilin kendi sınırlarını aşacağını söylerken, aslında asıl kaynağın yani Kur'an'ın büyüklüğüne dikkat çeker. Kendisini o sonsuz gökyüzünün altında küçük bir sinek gibi görerek, sadece gördüğü küçük bir parıltıyı naklettiğini ifade eder.

  • "Haddimin Haricinde" Vurgusu

Bu benzetmenin doğrudan kendisi için yapıldığının ispatıdır. Üstad, Risale-i Nur’un pek çok yerinde kendisini Kur'an'ın bir hizmetkârı olarak tanımlar ve elindeki ilmin kendisine ait olmadığını, sadece mücevherat dükkânının bir dellalı olduğunu söyler.

Özetle: Üstad burada sinek benzetmesini kendi nefsi ve ilmi kapasitesi için kullanmaktadır. Bu, İslam geleneğinde büyük alimlerin, hakikat-i mutlak karşısında takındıkları bir edep ve acziyet makamıdır. Bu bakış açısı, başkalarına da sirayet etmesi gerektiği için izhar etme durumu da oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...