"Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi, yalnız bize ve Risale-i Nur’a menfaati için değil, belki tahkiki imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Aziz, sıddık kardeşlerim;
Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi, yalnız bize ve Risale-i Nur’a menfaati için değil, belki tahkikî imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sarsılmayan bir cemaatin kat’î buldukları bir hakikate dayanmaya pekçok muhtaç bulunan avam-ı ehl-i iman için dalalet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci, bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle, sizin kuvvetli tesanüdünüzü gören kanaat eder ki, bir hakikat var, hiçbir şeye feda edilmez, ehl-i dalalete başını eğmez, mağlup olmaz diye kuvve-i muneviyesi ve imanı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahate iltihaktan kurtulur." (Şualar, On Üçüncü Şuâ)
Nur talebelerinin iman davasında şiddetli dayanışması ve sağlam bir duruş sergilemesi, avam insanlara müthiş bir motivasyon, bir dayanma gücü ve bir kanaat oluyor.
Avam bir insan şöyle düşünüyor: Nur talebelerinin sağlam duruşu iman davasındaki dayanışma ve dayanma gücü imanından ve imanının hak oluşundan kaynaklanıyor. "Demek benim iman ettiğim din hak bir dindir." deyip imanına bir dayanak, bir kuvvet ve bir referans bulup, imanını küfür ve inkâr akımlarından koruyor ve kendine bir dayanak noktası oluşturuyor.
Nur talebeleri Risale-i Nur'un tahkiki iman dersleri sayesinde bulunduğu şehir, köy, kasabaya güven veren ve dayanak sağlayan bir mürşit bir hoca vaziyetine de sahiptir. Mesela, bir avam şöyle düşünür:
Nurcular imanın esaslarını kati bir şekilde izah ve ispat ediyorlarmış der, kendi imanına manevi ve ilmi bir destek ve dayanak sağlar. Bu inandıkları dava uğruna her şeylerini, hatta gerekirse izzet ve haysiyetlerini birbirlerine feda edebilmeleri de bu davanın kudsiyetinin büyüklüğünü anlamaya vesile olur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü