"Sözünüzü, fiiliniz tasdik etmek. Başkasının kusurunu kendinize özür göstermemek. İşi birbirine atmamak. Üzerinize vâcip olan hizmetimizde tekâsül etmemek. Vasıtanızla zâyi olan mâfâtı telâfi etmek. Ahvâlimizi dinlemek..." cümlelerini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey tabaka-i havâss! Biz, avam ve ehl-i medrese, sizden hakkımızı isteriz.

Sual: Ne istersin?"

"Cevap: Sözünüzü, fiiliniz tasdik etmek. Başkasının kusurunu kendinize özür göstermemek. İşi birbirine atmamak. Üzerinize vâcip olan hizmetimizde tekâsül etmemek. Vasıtanızla zâyi olan mâfâtı telâfi etmek. Ahvâlimizi dinlemek, hâcetimizle istişare etmek, bir parça keyfinizi terk etmek ve keyfimizi sormak istiyoruz."(1)

Bu paragrafta Üstadımız, herkes için özellikle havas dediğimiz idarenin başında olanların yapması gerekenleri ifade ediyor. Halk idarecilerden ne ister? sorusunun da özeti bu paragrafta saklıdır. Şöyle ki;

"Sözünüzü, fiiliniz tasdik etmek." İnsan, iddia ettiği bir dava ile uyumlu bir hayat yaşamalıdır. İddia farklı, yaşam farklı, hatta birbirine zıt olursa; o iddia ve sözün, diğer insanlar üstünde bir etkisi olmaz. Yani insanın amel ile sözü birbirine uygun olmalıdır. İnandığı ve ifade ettiğini yaşamayan kimseden hayır gelmez.

"Başkasının kusurunu kendinize özür göstermemek." Bize bakan bir işte, başkalarının kusurunu kendi kusurumuzu örtmekte bir vesile yaparsak; bu kendimizi kandırmak olur. Herkes üzerine düşeni yapmakla sorumludur. "Filanca böyle yapmasa idi, ben böyle yapmazdım." bahanesi, şeytanın aldatmacasından başka bir şey değildir.

"İşi birbirine atmamak." Bu işi filanca yapsın, bu onun işidir deyip işe el atmamak, o işin ortada ve atıl kalmasına sebeptir. Ve bu arızalı bir yaklaşım tarzıdır. Her insan, sanki o iş benim için tasarlanmış ve benden başkası bu işi yapamaz, mülahazası ile o işe sarılmalıdır. Yoksa herkes işi birbirine havale ederse, o iş ortada kalır.

"Üzerinize vâcip olan hizmetimizde tekâsül etmemek." Üzerimize farz olan bir hizmette gevşeklik ve aksaklık göstermemeliyiz. Namaz nasıl bireysel olarak herkese farz bir görev ise, iman ve İslam’a olan hizmet de aynı şekilde bireysel olarak herkese farz bir görevdir ve bunda gevşeklik gösterilmemelidir.

"Vasıtanızla zâyi olan mâfâtı telâfi etmek." Bizim yüzümüzden zayi olan şeyleri telafi etmemiz gerekir. "Telafi elbette" herkesin gücü nispetinde mücadele şeklinde olur. Yoksa bir ferdin toplumu tek başına ayağa kaldırması kabil değildir.

"Ahvâlimizi dinlemek, hâcetimizle istişare etmek, bir parça keyfinizi terk etmek ve keyfimizi sormak istiyoruz." Durumumuzu analiz edip, ihtiyaçlarımızı tespit edip, bir parça bireysel rahatımızı toplum için feda edip, başkalarının saadeti için çabalamamız gerekir. Yoksa durum daha da kötüye gider. Kimin gayreti milleti için olursa o tek başına bir millet gibi kuvvet kazanır.

(1) bk. Münazarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...