Şuhud derecesinde olan bazı keşiflerin, hilaf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkmasına misal verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evliyanın kerametleri ve keşifleri hak olmakla beraber, her zaman mutlak ve kesin değildir. Rüya ile amel edilmediği gibi, keramet ve müşahede de apaçık bir burhan-ı küllî hükmüne geçemez. Risale-i Nur'da bu mevzu şöyle izah edilmiştir:

"Hadis-i şerifte vârid olmuştur ki: 'Bazen bela nazil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir.' Şu hadisin sırrı gösteriyor ki: Mukadderat, bazı şeraitle vukua gelirken geri kalır. Demek ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmadığını, belki bazı şeraitle mukayyed bulunduğunu ve o şeraitin vuku bulmamasıyla o hadise de vukua gelmiyor. Fakat o hadise, ecel-i muallak gibi Levh-i Ezelî'nin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-İsbat'ta mukadder olarak yazılmıştır. Gayet nadir olarak Levh-i Ezelî'ye kadar keşif çıkar. Ekseri oraya çıkamıyor. İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde istihraca binaen veya keşfiyat nevinden verilen haberler, muallak oldukları şeraiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzib etmiyorlar." (Lem'alar, On Altıncı Lem'a)

İmam Rabbânî Hazretleri mektuplarında bu konuya şu şekilde temas eder:

“Âlimlerin ilimleri, nübüvvet kandilinden alınmış ve kesin olan vahiy ile te’yid edilmiştir. Sûfîlerin bilgilerinin dayanağı ise içinde hataya giden yol bulunan keşif ve ilhamdır. Keşif ve ilhamın doğruluklarının göstergesi Ehl-i sünnet ve’l-cemaat âlimlerinin bilgilerine uygun olmasıdır. Eğer bir kıl kadar dâhi olsa muhâlefet söz konusuysa, bu keşif ve ilhamlar ‘hakikat’ dairesinin dışında kalır.” ...

“Kıyas ve ictihad, dinin dört temelinden birisidir. Evliyanın ilhamları böyle değildir. Bunlara uymaya emrolunmadık. İlham, yalnız sahibi için delildir, başkaları için bir hüccet değildir. Tasavvufçuların, Ehl-i sünnete uygun olmayan sözlerine uyulmaz. Fakat onlara iyi gözle bakarak dil uzatmamalı, onları ayıplamaktan sakınmalı, sükût etmelidir. Onların keşif ve ilham yollu sözlerini, zahirî mânasından uzak tutmalıdır.” (Mektubat-ı Rabbani, 272. Mektup)

Hem şöyle bir hakikat var ki, maddi âlemden bir çakıl taşı, misal âleminde büyük bir dağ gibi yansıyor. Yine maddi âlemden bir damla su misal âleminde deniz gibi tezahür ediyor. İşte bazı mühim evliyalar bu âlemi ruhen seyrederken, orada gördüklerini bu âlemde görmüş gibi tasvir ve tabir ettikleri için birtakım yanlış anlamalara ve itirazlara kapı açmışlar. Kaf dağı da bu evliyaların misal âleminde gördükleri büyük ve geniş bir dağdır ki bu dağın dünya yüzüne yerleşmesi mümkün değildir. Bu sebeple coğrafya uzmanları bu gibi evliyaların gördüm dediği Kaf dağını kabul etmiyorlar.

İlave bilgiler için tıklayınız:

- "Kaf'ın vücuduna cezmederim; fakat keyfiyeti ise, havale ederim." cümlesini açar mısınız?

- "Hazret-i Muhyiddin aldatmaz, fakat aldanır. Hâdîdir, fakat her kitabında mühdî olamıyor. Gördüğü doğrudur, fakat hakikat değildir." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.934
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...