"Tasavvuf mesleğiyle alınan marifet dahi, Kur’an-ı Hakîm'den doğrudan doğruya, veraset-i nübüvvet sırrıyla alınan marifete nisbeten o kadar noksandır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem Muhyiddin-i Arabî’nin nazarına Fahreddin Râzî’nin ilm-i kelam vasıtasıyla aldığı marifetullah ne kadar noksan görülüyor. Öyle de tasavvuf mesleğiyle alınan marifet dahi, Kur’an-ı Hakîm'den doğrudan doğruya, veraset-i nübüvvet sırrıyla alınan marifete nisbeten o kadar noksandır. Çünkü Muhyiddin-i Arabî mesleği, huzur-u daimîyi kazanmak için لاَ مَوْجُودَ اِلاَّهُوَ deyip, kâinatın vücudunu inkâr edecek bir tarza kadar gelmiş." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas)

İlmi kelam ile hakikate ve Allah'ı tanımaya dair atılan adımlar akıl esaslı olup, aklın ayağıyla ulaşmaya çalışmaktır. Bu yolun öncülerinden olan Fahreddin Raziye, tasavvufun öncülerinden Muhyiddin-i Arabi Hazretleri mektubunda: “Allah’ı bilmek, varlığını bilmenin gayrıdır.” diyerek, o meslekle elde edilecek ilmin, hakiki ilim olmadığını savunmuştur.

Üstadımız da kelam ilmi ile elde edilen manevi ilmin, tasavvuftan elde edilen ilimden düşük olduğu kadar, tasavvuf mesleğinden elde edilen ilmin de Kur'an-ı Hakim'in ve nübüvvet mesleğinin yoluyla elde edilen ilimden o kadar düşük olduğunu hatırlatıyor. Çünkü her şeyin hakiki cihetini Kur'an ve sünnet tarif edip gösterir.

Tasavvuf insanın kendi kesbi ve kalbinin boyutuyla Allah’ı tanıma eylemi iken, Kur’ân-ı Hakîm'den doğrudan doğruya, veraset-i nübüvvet sırrıyla alınan marifet ise Allah’ın özel bir inayeti ve ikramı ile elde edilen bir marifettir. Bu nedenle Kur'an ve sünnet yoluyla değil, kalp ve ruh boyutunda gidenler bazen şeriatı incitecek yollara sapmış ve arkalarından gelenleri de manen sıkıntıya düşürmüşlerdir.

Ama Kur'an ve sünnet yolundan giden başta Peygamber Efendimiz (asm), sahabeler, müceddid ve müçtehitler, sağlam, güvenilir, kısa ve külli bir şekilde marifetullah yolunda ilerlemişlerdir.

Bu iki marifet şeklinin farkına işaret için şöyle bir temsil verelim:

Bir yıla ulaşmak iki şekildedir. Birisi 365 günü tek tek yaşayarak yıl sonuna varmaktır ki, bu uzun ve meşakkatli bir yoldur. Tasavvufun marifeti bu şekildedir.

Diğeri ise zamanın üstüne çıkıp zaman kayıtlarının üstünden atlayarak son güne ulaşmak şeklindedir. İşte bu kısa ve selametli yol, Kur’ân-ı Hakîm'den doğrudan doğruya, veraset-i nübüvvet sırrıyla alınan marifet şeklidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...